Make your own free website on Tripod.com

 

 

<<    A B C Ç E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z    >>

 

D

 

DAĞ KAÇKINI: (d)-Kaba saba ve görgüsüz kimse.

DAĞDAKİ İT GEL GÖTÜMÜ YIRT: (d)-(o.k)-Bir kimseyi aşağılamak , onun bir şeyi becermeye gücünün yetmeyeceğini anlatmak için söylenir.

DAĞDAN GELİR TAŞTAN GELİR KIÇI AÇIK ENİŞTEN GELİR: (d)-(o.k)-Bir kimsenin sülalesiyle alay etmek için söylenir.

DAHA NELER, TAVUK MELER KURBAĞA OTURMUŞ ÇOCUK BELER: (d)-Saçma sapan, inandırıcı olmayan durumları anlatmak için söylenir.

DAHA YUMUŞAĞI YOK: (d)-Erkek eşcinseller için alay yollu olarak kullanılır.

DAL AKIL: (d)-Aptal ve bön kimse.

DALAĞINI GÖSTERMEK: (d)-Çok dekolte ve kısa etekli elbiseler giyinmek. Böyle giyinen kadınlar için alay yollu olarak kullanılır.

DALAK : (d)-Salak ve dangalak kelimelerinin karışımı. "Kız dalak daha ne bekliyorsun yani. "

DALBAYRAK: (i)-Giyeceği olmayan baldırı çıplak kimse. & Düşüncesiz, haddini bilmeyen. & Bön, salak.

DALDAŞAK: (d)-Giyeceği olmayan, çıplak kimse. "Daldaşak çıktı dışarı, sevgilisini aramak için vurdu kendini yollara. "

DALDIRIÇIPLAK: (i)-Donsuz erkek. "Ulan herif tam daldırıçıplak, öyle banyodan çıktığı gibi yanımıza gelmesin mi!... "

DALGA SAYMAK: (d)-(o.k)-Avarelik etmek, dinlenmek.

DALINA BİNMEK: (d)-(o.k)-Bir kimseyi zorlamak ve ağır eleştirmek. & Bir kimseyi maddi olarak kullanmak.

DALKIZ: (i)-Erkek eşcinsel.

DALOĞLU DİNGİL: (d)-Bir kimseyi aşağılamak için söylenir. Daha çok bir erkeğin babasına benzediğini onun kadar kötü olduğunu vurgulamak için kullanılır.

DALTABAN: (d)-Güvenilmez ve hayırsız kişi.

DALTARAK: (d)-Aptal ve bön erkek.

DAMAR YAKALAMAK: (d)-(o.k)-Bir şeyin kaynağını bulmak. & Maddi açıdan bereketli bir imkan ele geçirmek.

DAMARDAN: (i)-(o.k)-Bir şeyin, çok dokunaklı veya çok etkili olduğunu anlatmak için kullanılır. "Şarkıcı başladı damardan bir türkü çığırmaya. Ben o zaman dağıldım. "

DAMIZLIK: (i)-Sık sık çocuk doğuran kadınlar için alay yollu olarak kullanılır.

DAMLALIK: (i)-Erkeklik organı, penis.

DAMPER: (i)-ve (s)-Ağır, yavaş hareket eden erkek.

DANA: (i)-Çocuk.

DANA YALAMIŞ: (d)-Saçlarını briyantin ya da jöle ile yatırmak ve ıslak ıslak dolaşmak.

DANDİKUS: (i)-(çing.-lat.e.)-(o.k)-Sahte, düşük nitelikli, kötü.

DANDİNİ: (i)-ve (s)-Dağınık ve düzensiz mekan. "Ev zaten dandini, bir de misafir bastırmadı mı!”

DANDİRİK: (i)-(o.k)-Sahte ve düşük nitelikli.

DANGILDAK: (i)-Kaba saba, nezaketsiz ve hödük.

DANSÖZ: (i)-(fr.)-(o.k)-Bir söylediği bir söylediğini tutmayan, sürekli fikir ve taraf değiştiren kimseler için kullanılır.

DANTEL: (i)-(fr)-Entelektüel olmadığı halde öyleymiş gibi yapan kişi. "Bardaki danteller derin mevzulara dalınca, bana git geldi. "

DANTELACI: (d)-Entelektüel veya entelektüel gibi görünen kadın meraklısı erkek.

DARAL GELMEK: (d)-Bir şeyden bezmek ve çok sıkılmak. "Ay bir bağırmışım yeter diye... Bana hepsinden de herkesten de daral geldi. "

DAŞŞAKLARINI KANTARLAMAK: (d)-Bir kimsenin hiçbir şey yapmadan oturduğunu ve tembellik ettiğini anlatmak için söylenir.

DAVLUMBAZ ANASI: (d)-Çok şişman kadın.

DAYAMACI: (i)-ve (s)-Toplu taşım araçlarında ya da kalabalık yerlerde kadınların arkasına geçip sürtünerek cinsel doyum elde etmeye çalışan erkek.

DAYAYIP DÖŞEMEK: (d)-Cinsel ilişki kurmak. & Bir kimseyi lafla bozmak, yermek, hakkında düşündüklerini söyleyerek kırmak.

DEBDEBEYİ DÜZMEK: (d)-Hiç yoktan bir şeyler elde edip statü atlamak.

DEBELEK DÜBELEK: (d)-(ono)-Kendini toparlayamayan, ne yaptığını bilmeyen kimseler için alay yollu olarak kullanılır. & Düzensiz ve istemdışı gelişen şey.

DEFOLU: (i)-ve (s)-(fr)-Dul kadın.

DEKOR ÇEKMEK: (d)-Erkeğin kız tavlamak için şekilden şekile girmesi halinde alay yollu olarak söylenir.

DELİ ASİYE: (d)-Deli ve çılgın kadın.

DELİ KIZIN ÇEYİZİ: (d)-Bir evde aynı eşyadan birden fazla bulunması halinde kullanılır.

DELİ KIZIN DONU: (d)-Çok renkli elbise.

DELİ SİKİNİ BELLEDİĞİ GİBİ BELLEMEK: (d)-Bir konuda takıntı düzeyinde sabit fikirli olmak. & Sürekli aynı şeyi tekrar etmek.

DELİ SİKİNİ TUTAR GİBİ: (d)-Bir şeye sıkı sıkı yapışmak.

DELİĞİNE TAKMAMAK: (d)-Hiç umursamamak. Hiçbir konuda dertlenmemek.

DELİK: (i)-Vajina, dişilik organı.

DELİK DOLDURTMAK: (d)-Cinsel ilişki kurmak.

DELİKLİ BONCUK: (d)-Cinsel ilişki kurmuş, bakire olmayan kadın.

DELİKLİ BONCUK YERDE KALMAZ: (d)-Cinsel ilişki kurmuş kadınların her zaman isteneceğini anlatmak için kullanılır.

DELİKSİZ İNCİ: (d)-Güzel ama hiçbir cinsel ilişki kurmamış, evlenmemiş kadın.

DELİYLE SİKİŞMEKTEN AKILLIYA GÖT VERMEK İYİDİR: (d)-Akılsızca davrananlardan sakınmak, onlara karşı dikkatli olmak gerektiğini anlatmak için kullanılır.

DEMİR DON: (d)-Cinsel ilişkiye sürekli olarak hayır diyen kişi.

DEMİRBAŞ: (i)-Koca. "Bir de baktım bizim demirbaş kıskanmış homurdanıyor. "

DEMO MAYMUN: (d)-(ing.-yun)-Çok hareketli, aktif, hiperaktif kimse.

DERİ SOYDURMAK: (d)-Cilt bakımı yaptırmak.

DERİN AİLE: (d)-Bir kimsenin her yaptığına karışan ailesi için kullanılır.

DERİN BACAKARASI: (d)-Vajina, dişilik organı.

DERMİŞİM: (Sonek)-Söylenmesi zor şeyleri söylemek için kullanılır. "Boynuzların da iyi parlamış dermişim. "

DERTLİ: (i)-Vajina, dişilik organı.

DESTE BAŞI: (d)-Çok iyi ve güzel şey ya da kimse.

DEVE GÜCÜ TAZI HIZI: (d)-Çok güçlü ve hızlı olduğunu öne süren kimselerle alay etmek için söylenir.

DEVE GÜLÜ: (d)-Aptal ve bön kimse. & Kimsenin ilgisini çekmeyen şey ya da kişi.

DEVEKUŞU ERDEMİ: (d)-Bir kimsenin gözünün önündekini görmeyip rahatını bozmaması durumunda alay yollu olarak kullanılır. "Onunki tamamen devekuşu erdemi. Gözünün önündekini görmez inan bana. "

DEVELER GÜLMEK: (d)- Bir şeyin yakışık almadığını anlatmak için söylenir.

DEVEYE DİKEN ERKEĞE SİKEN MAKBULDÜR: (d)-(o.k)-Erkeklerin kendine kötü davrananları hoş tuttuğunu anlatmak için hakaret yollu olarak kullanılır.

DEVRİK KRAL: (d)-Ereksiyon güçlüğü çeken erkeklik organı, penis.

DIBRIÇKA: (i)-Kötü bir durum, bir şeyin berbat olması. "Evet şekerim bizim işler dıbrıçka oldu. "

DIGIDIK MUHABBET: (d)-Sevgililerin sürekli el ele gezmeleri.

DINCIK: (i)-Dişilik organı, vajina.

DINGASI KIRIK: (d)-Bir kimsenin pek çok konuda şanssız olduğunu anlatmak için söylenir.

DINGIR: (i)-Erkeklik organı, penis. & Klitoris. Bızır.

DINGIRIMA KADAR: (d)-"Bana ne","Beni ilgilendirmez"anlamlarında söylenir.

DINGIRINA (BİLE) TAKMAMAK: (d)-Bir şeyi hiç umursamamak, dert edinmemek.

DIRAK: (d)-Bir kimsenin durgunlaşması. "Her şey iyi güzel derken birden Ayşen’e bir baktım. Dırak. "

DIRT: (i)-Sıkıntı, tasa, dert.

DIZDIĞININ DIZDIĞISI: (d)-Uzak akraba.

DİBİ ÇIKMAK: (d)-Çok yorulmak.

DİBİ TUTMAK: (d)-Çok sinirlenmek, kızmak. "Ne o annem, ateşin fazla geldi bakıyorum, dibin mi tuttu!”

DİKEY TATMİN: (d)-Erkeğin mastürbasyon yapması.

DİKİNE TRAŞ: (d)-(türk.-fars.)-Bir konuda tersine konuşmak. Tartışmak. "Sen de amma zor insansın be hep dikine tıraş ediyorsun. "

DİKİŞ MAKİNASI: (d)-Cinsel ilişkiden başka şey düşünmeyen erkek.

DİKMEK: (f)-Erkeklik organının sertleşmesi. Ereksiyon.

DİL: (i)-Klitoris. Bızır

DİL DİLE DEĞMEYİNCE DİL ÖĞRENİLMEZ: (d)-Yabancı dil öğrenmek için yabancı sevgili bulmak gerektiğini anlatmak için söylenir.

DİL ÜSTÜNDE KAYDIRMACA: (d)-Oral seks yapmak.

DİLİNİ GÖTÜNE SOKMAK: (d)-(o.k)-Bir kimsenin kötü laflarının karşılığını vererek onu susturmak.

DİLLİ: (i)-Klitoris. Bızır.

DİLLİ DİBEK: (d)-Geveze.

DİLLİ DÜDÜK: (d)-Çok konuşan, bilmiş kimse.

DİNAMİT LOKUMU: (d)-(yun.-ar.)-Güçlü ve etkileyici erkeklik organı, penis.

DİNGİLDEK: (i)-Hilebaz ve ne yaptığı tam anlaşılmayan, tutarsız ve dengesiz kişi.

DİNGONUN AHIRI: (d)-Herkesin istediği gibi girip çıktığı yer.

DİPSİZ KUYU: (d)-Dişilik organı. Vajina.

DİPSİZ KUYUNUN SÜLÜĞÜ: (d)-Fazlasıyla cinsellik meraklısı erkek. & Bir kimseyi aşağılamak hakaret etmek için söylenir.

DİŞİ HOROZ: (d)-Herkesi yönetme peşinde, dediğim dedik kadın.

DİŞİNİ ÇEKTİRMEK: (d)-Kadınların aylık kanaması, regl.

DİVANDELEN: (d)-Uzunca bir süre cinsel ilişkide bulunmadığı için cinsel isteği azmış erkek. & Mastürbasyon yapmayı alışkanlık haline getirmiş erkek.

DNA KALINTISI: (d)-Huysuz ve tuhaf davranışlı kişi.

DOĞA ÇAĞIRIYOR: (d)-"Çişim geldi"anlamında kullanılır.

DOKTORCULUK OYNAMAK: (d)-Cinsel açıdan birbirine yakınlaşacak biçimde birbirinin vücudunu ellemek. Oynaşmak.

DOKUNMATİK: (i)-(türk.-ing.e)-Cinsel istekleri bir dokunuşla uyanan kimseler için alay yollu olarak kullanılır. Özellikle tek dokunmayla ereksiyona geçen erkekler için kullanılır.

DOKUZ DÜĞÜM ATMAK: (d)-Cimrilik. Parasını harcamaya kıyamayan kimseler için söylenir.& Bir kimseyi kendisine aşık etmek.

DOKUZ OSURUKTA BİR OSURUK ALMAK: (d)-Bir kimsenin kısmetinin azlığını anlatmak için söylenir. "Alsan alsan dokuz osurukta bir osuruk anca alırsın. "

DOLDOLA GİRMEK: (d)-Aldanmak, kanmak. & Satın alınan bir mal için yüksek fiyat vererek kazıklanmak. "Tabii alkolün de etkisiyle ben doldola girdim. Her söylenene inandım. "

DOLDURFOŞ: (d)-Cinsel ilişki sırasında erkeğin rahim içine boşalması.

DOLMA: (i)-Erkeklik organı, penis.

DOLMAKALEM AKITMAK: (d)-Erkeğin erken boşalması.

DOLMALIK KABAK GİBİ OYMAK: (d)-Bir kimseye çok kızmak ve şiddet ya da hakaret yoluyla tepkisini belli etmek.

DOLMAYA DA SARMAYA DA OLMAK: (d)-(o.k)-Her türlü cinsel yakınlaşma ya da ilişkiye"peki"diyen kimseler için kullanılır. & Çok uyumlu kimseler için söylenir.

DOLMUŞA BİNMEK: (d)-(o.k)-Bir konuda kanmak, aldanmak. & Kendisine söylenenleri doğru sanmak.

DOMBEY DANASI: (d)-Çok şişman kimse.

DOMES: (i)-ve (s)-Hamile kadın.

DOMUZUN ÖNDE GİDENİ: (d)-Bir kimsenin çok bilmiş ve kötüden daha kötü olduğunu anlatmak için söylenir.

DON BAŞA GEÇMEK: (d)-Hiyerarşide en alttaki kimsenin ötekileri yönetmeye kalkışması durumunda alay yollu olarak kullanılır. "Tabii böyle küçükler söz sahibi olursa don başa geçer. "

DON DEĞİŞTİRİR GİBİ SEVGİLİ DEĞİŞTİRMEK: (d)-(o.k)-Çok sık sevgili değiştirmek.

DON İÇİNDEN SİK BEĞENMEK: (d)-Uzaktan uzağa bir erkeği beğenmek. & Platonik aşk. & Bir şeyin aslını öğrenmeden fikir yürütmek.

DON PUAN: (d)-(türk.-fr.)-(Donjuan’ı anıştırarak) Kadın avcısı olduğunu iddia eden ama bunda başarısız erkekler için alay yollu olarak kullanılır. & Puanlı, çiçekli böcekli don giyen erkek.

DONKİ: (i)-Şişman ve sevimli kimse. & İki şeyin birbirine çarptığını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

DONU BENDE: (d)-Bir kimse ile daha önce cinsel ilişki kurduğunu anlatmak için kullanılır. "Ben onu çok iyi tanırım hayatım. Çünkü donu bende. "

DONU DONUMDAN: (d)-Biriyle aynı görüşte olduğunu, benzer özellikler taşıdığını belirtmek için kullanılır. "Münevver’le içtiğimiz su ayrı gitmez. Onun donu donumdandır. "

DONUNU İNDİRMEK: (d)-Bir kimsenin çok gizli sırlarını başkalarına söylemek.

DONUNUN AĞI KURUMAMAK: (d)-Yumuşak başlı ve herkes tarafından kullanılan kimseler için söylenir.

DONYAĞININ DOLMASI: (d)-Çok soğuk kimseler için alay yollu olarak söylenir.

DÖBÜRDEK: (i)-Şişman ve oturduğu yerden kalkamayan kimse.

DÖKTÜRMEK: (f)-El mahareti isteyen bir konuda becerilerini sergilemek.& Bir şeyi çok iyi yapmak.

DÖNER: (i)-Erkek eşcinsel.

DÖNER SERMAYE: (d)-Eşcinsel fahişe.

DÖNER VERMEK: (d)-Anal seks. Ters ilişki.

DÖRT AYAK: (d)-Eşcinsel erkek.

DÖRT KAŞLI: (d)-Bıyıkları yeni terleyen delikanlı.

DÖŞEMEK: (f)-(o.k)-Bir kimseye hakaret etmek, küfürlü konuşmak.

DÖTERİK: (i)-Bok.

DÖTERYUM: (i)-Bok.

DUDAK TİRYAKİSİ: (d)-Yalnızca öpüşmekten zevk alıp cinsel birleşmeye girmeyen kimse.

DUDU: (i)-ve (s)-Vajina, dişilik organı. & Cilveli kadın.

DUL KARI SIÇIRTMASI: (d)-Çok bilmiş ve yerli yersiz konuşan çocuklar için söylenir.

DURSUNA SÖYLEMEK: (d)-(o.k)-Bir işin yapılmaması ya da gecikmesi halinde alay yollu olarak kullanılır. "Çayları Dursuna mı söyledik. Bir saattir gelmedi. "

DURUM VAZİYET FELAKET: (d)-Kadınların aylık kanaması, regl.

DUTLUK: (d)-Çokça yakışıklı erkeğin bulunduğu içkili mekan.

DUVAR UÇAN GÜNÜ TOZ KOPARMAK: (d)-Her işi zamanında yapmak gerektiğini anlatmak için söylenir. "İşlerin peşini bırakmayacaksın. Duvar uçan günü toz koparmak gerek. "

DÜBÜRÜK: (i)-ve (s)-(ono)-Aptal ve bön kimse.

DÜDÜKLENMEK: (f)-Cinsel açıdan kullanılmak.

DÜĞME: (d)-Meme başı.

DÜĞÜNDE OSURMAK: (d)-Yersiz konuşan kimseler için kullanılır.

DÜKKANI AÇMAK: (d)-Pantolon fermuarını ya da düğmelerini açık bırakmak ya da unutmak.

DÜMDÜRÜK: (i)-(ono)-Bir kimseyi aşağılama, sövme amacıyla kullanılır.

DÜMEN SUYUNDAN İÇMEK: (d)-(o.k)-Bir işi ustaca yöneten, çok iyi beceren kimsenin yanında yer almak.

DÜMEN TAKOZU: (d)-(o.k)-Bir kimsenin yalanlarına ortak olan kişi. & Birisinin hile ve düzenlerine katılan kimse. "Harun tam dümen takozudur. Ona yap dediğini yapar yeter ki komisyonunu alsın. "

DÜMEN YERLEŞTİRMEK: (d)-Erkeğin pantolonunun içindeki erkeklik organını düzeltmesi ya da onunla oynaması.

DÜNYA FANİ ÖLÜM ANİ, BİR KERE VERSEM NE OLUR YANİ: (d)-Cinsel ilişkiye girme konusunda kendini ikna etmek için alay yollu olarak kullanılır.

DÜNYALAR BÜKLÜM BÜKLÜM, BİR BOĞAZIM BİR ÇÜKÜM: (d)-Yemekten ve cinsellikten başka şey düşünmeyen erkekler için alay yollu olarak kullanılır.

DÜRÜM YAPMAK: (d)-Bir kimseye haddini bildirmek, cezasını vermek.

DÜRÜP BÜKMEK: (d)-Bir konuda son yargıya varmak. & Bir kimseye kaba kuvvet uygulamak. "İkisi birbirine girdi, birbirlerini dürüp bükmeye başladılar"

DÜŞÜK İŞLEM KAPASİTELİ: (d)-Aptal ve bön kimse.

DÜŞÜNDE SİK TUTMUŞA DÖNMEK: (d)-Elde ettiği bir şeyi çabuk yitirmek. "Aman o kadar heves kursağımda kaldı. Düşümde sik tutmuşa döndüm kardeşim. "

DÜTTÜRÜK: (i)-Çok kısa etek ya da elbise.

DÜZ BEY: (d)-Erkek eşcinsel.

DÜZ GİTMEK: (d)-(o.k)-Fazlasıyla küfürlü konuşmak.

DÜZBEYİN: (d)-Aptal ve bön kimse.

DÜZDUVARA TIRMANMAK: (d)-Erkeğin fazlasıyla cinsel açlık çektiğini anlatmak için söylenir.

DÜZDÜRME, DÜZDÜRÜRSEN DE SEZDİRME: (d)-Cinsel ilişkiye girerken ya da bunu başkalarına anlatırken dikkatli olunması gerektiğini anlatmak için söylenir.

DÜZGÜLÜ: (i)-Erkek eşcinsel.


<<    A B C Ç E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z    >>