Make your own free website on Tripod.com

 

 

<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z    >>

 

M

 

MACAR SALAMI: (d) - Erkeklik organı, penis.

MACUN: (i) - (ar.) - Bok.

MACUNCU FIRILDAĞI: (d) - Güvenilmez, dönek kimse.

MADAME DÖLLEMEĞER: (d) - Cinsellikle ilgili olarak üretilen özel adlardan. Fransız isimlerine benzetilmiştir.& Erkeğin mastürbasyon yaptığı eli.

MADEN OLAN DAĞDA OT BİTMEZ: (d) - (o.k) - Saçsız, kel erkeklerin cinsel açıdan güçlü oldukları iddiasıyla söylenir.

MAGAZİN ÇOCUĞU: (d) - (ing.-türk.) - Çok süslü ve kendini beğenmiş kimse.

MAGİ TOPLULUĞU: (d) - Görgüsüz, kaba saba, yontulmamış kimseler için kullanılır. "Ay bir de girdik ki bara çevremiz magi topluluğuyla sarıldı."

MAHZEN: (i) - (ar.) - Vajina, dişilik organı.

MAJİNO HATTI: (d) - (fr. - ar.) - (o.k) - Çok zor konular ya da dersler için söylenir. "Çattık majino hattına. Geç geçebilirsen."

MAKARA KUKARA: (d) - (ar.) - (ono) - Komik, eğlenceli sohbet. Gırgır yapmak.

MAKARAKİ: (i) - Şaka, gırgır. "Dedim sana makaraki yapma sevmem diye."

MAKARAYA SARMAK: (d) - Bir kimseyle alay etmek, dalga geçmek. "Onun diline düşen yandı zaten, bir makaraya sarar ki o kadar olur."

MAKARENA: (i) - Alaylı söz, gırgır, şamata. & Orospu.

MAKARNA KODU: (d) - (ital. - ing.) - Aptal, beyinsiz ve bön kimseler için alay yollu olarak söylenir. "Herifin yüzüne bak hep aynı makarna kodunu okursun suratından."

MAKAS BİLEMEK: (d) - Edalı yürümek.

MAKİNA BOZULDU ELDE YIKA: (d) - Regl ya da başka nedenle cinsel ilişki istenmediğini anlatmak için kullanılır.

MAL GİDER MALAMAT KALIR: (d) - Erkeklerin yaşlansalar bile cinsel iştahlarının sürdüğünü anlatmak için alay yollu olarak kullanılır. & Olaylar bittikten sonra bile o konudaki tartışmanın devam ettiğini anlatmak için söylenir.

MALAFA: (i) - Erkeklik organı, penis.

MALAK: (i) - Erkeklik organı, penis. & Tembel ve sürekli yatan kimse.

MALAK EMZİRMEK: (d) - Cinsel ilişki pozisyonu. Erkeklik organını ağızla uyararak doyuma ulaştırmak.

MALI MEYDANDA OLMAK: (d) - Çıplak erkekler için söylenir.

MALIN GÖZÜ: (d) - (o.k) - Çok bilmiş ve bir konuda tecrübeli kimse. & Cinsel açıdan her şeyi bilen kaşarlanmış kimse.

MALLARI GÖRELİM: (d) - Bir kimsenin en gizli ve en değerli şeylerini görmek istemek. & Girilen bir ortamdaki yakışıklılar için söylenir.

MALUM ŞAHIS: (d) - Gizli sevgili.

MALZEME: (i) - Dedikodu.

MALZEMEDEN ÇALDIRMAK: (d) - Aptal kimselerle alay etmek için kullanılır. "Herif öyle açık seçik ortada ki, belli malzemeden çaldırmış."

MAM PİSİĞİ: (d) - Nankör kimse.

MAMAYA KARIŞTIRMAK: (d) - Bir kimseye söyleyeceği ya da yaptıracağı şeyi tatlılıkla yumuşak bir üslupla yaptırmak.

MAMİŞ : (i) - Dişilik organı, vajina,

MAMURE: (i) - Orospu, fahişe.

MAMUŞ: (i) - Dişilik organı, vajina.

MANDA: (i) - Kaba ve şişman kimse.

MANDA BOKU: (d) - Gereksiz ve yararsız şey.

MANDA KASA: (d) - Çok şişman ve koca götlü erkek ya da kadın.

MANDALLAMA: (i) - Aptal, enayi, bön. "Herife baktım tam bir mandallama."

MANDAPOZ: (i) ve (s) - Kendisini yakışıklı sanıp poz kesen kaba saba ve kılıksız kimse.

MANK: (i) ve (s) - Aptal ve bön kişi.

MANKAFA KIVAMINDA: (d) - Aptal ve bön kimse.

MANŞALAK: (i) - Deli ve çılgın kimse.

MANTAR: (i) - Erkeklik organın üst kısmı, ucu.

MANTAR ZEHİRLENMESİ: (d) - Uygun olmayan, dengi olmayan birine çok aşık olmak, kapılmak. "Baktım bizim kız mantar zehirlenmesi. Hemen çaresine bakmalı, ona uygun bir talip daha göstermeli dedim, elimin altındaki yakışıklılardan biriyle onu tanıştırdım."

MANTAŞ KABAĞI: (d) - (o.k) - Şişman kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

MANYAKİZMA: (i) - (yun.) - (o.k) - Manyaklık, delilik ve dengesizlik.

MANYETİK ALAN YARATMAK: (d) - (yun. - türk. f.) - Bir kimseye cinsel açıdan duyduğu ilgiyi belli edecek biçimde davranmak. "Baktım herif manyetik alan yaratıyor e ben de boş durmadım tabii."

MANYETİZMA: (i) - (yun.) - Çekicilik, cazibe.

MANZARASI BOZUK: (d) - Çirkin kimse.

MARKASI VAR ADI YOK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin giyim kuşamı nedeniyle değerli muamelesi görmesi. "Aman türedilerden biri o da markası var adı yok."

MARŞAL YARDIMI: (d) - Fondöten.

MART BUZAĞISI: (d) - (o.k) - Salak, aptal ve bön kimse.

MASAJ YAPMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - Cinsel ilişki kurmak.

MASANIN ALTINA BAK: (d) - "Aldatılıyorsun" anlamında alay yollu olarak kullanılır. "Dedim bizim kıza, o herif için bir çocuk yapmadan önce masanın altına bak diye."

MASKOT: (i) - (fr.) - Erkeklik organı, penis.

MASTİKA: (i) - (yun.) - (o.k) - Bir kimseyi oyuna getirmek. & Hile, düzen.

MASTIR YAPMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - Kendi kendini doyuma ulaştırmak, mastürbasyon yapmak.

MASURA: (i) - (yun.) - Kıç, göt, kalçalar.

MATİK: (sonek) - Argo deyim üretmek için kullanılır. "Aptalmatik", "Mantarmatik"

MATRUŞKA: (i) - (rus.) - (o.k) - Hile, düzen, dalavere.

MAVİ: (i) - (o.k) - Polis. & Hayali geniş kimse, hayalperest. "Amma mavi karıymışsın sen de be, kaç bakalım nereye kadar kaçacaksan."

MAY DEMEDEN MAYIŞMAK: (d) - Her şeyi ciddiye almak. & (Birisine) Cinsel istek duyduğunu belli etmek. Sözle ve davranışlarla sarkıntılık etmek. & En ufak bir sözden cesaret alıp kendinden geçmek, gevşemek.

MAYASI DÜZÜK: (d) - Bir kimseyi kötülemek ya da ona kötü insan demek için söylenir. "Bu herif öyle böyle değil, tam bir mayası düzüktür."

MAYDONOZ: (i) - (o.k) - Lüzumsuz ve anlamsız şey ya da kimse. & Her şeye karışan kişi.

MAYMUKADDER SUYU: (d) - Rakı.

MAYMUN: (i) - (yun.) - Erkeklik organı, penis.

MAYMUN OLMAK: (d) - (yun. - türk. f.) - Anlamazlıktan gelmek. & Aptal numarası yapmak. & Gülünç duruma düşmek. "Tamam senin hatırına maymun olduk."

MAYMUNCUK: (i) - Erkeklik organı, penis.

MAYMUNU TOKATLAMAK: (d) - (o.k) - Erkeğin mastürbasyon yapması.

MAZERET: (i) - Regl olmak, kadınların aylık kanaması.

MEÇÇİK: (i) - Kafa. & Akıl, fikir.

MEDYATİK TİK: (d) - Herkes tarafından tanınan seksi erkek.

MEKİK ÇEKMEK: (d) - Cinsel ilişki kurmak.

MEMEDEN KESMEK: (d) - Kocaya ya da sevgiliye cinsel ceza vermek. Cinsel ilişkiden mahrum bırakmak.

MEMELERİ ÇINLAMAK: (d) - Cinsel konularda hatırlanan kadınlar için alay yollu olarak kullanılır. "Nebahat memeleri çınlasın cazibeli kadındır."

MEMİŞİNİ YEDİĞİM: (d) - Bir kimseyi çok sevdiğini anlatmak için söylenir.

MENAPOZLU TAZE: (d) - (yun.-türk.) - Sinirli ve huysuz davranışlarıyla herkesi bezdiren genç kadın.

MENBA SUYU: (d) - Sperm, ersuyu, meni.

MENDİL YETİŞTİREMEMEK: (d) - Çok ağlayan sürekli üzüntülü dolaşan kimselerle alay etmek için söylenir. "Aman sen de zırıl zırıl, mendil yetiştiremedik."

MENDAKKADUKKA: (d) - Dalavere.

MENİKÜR YAPTIRMAK: (d) - (ar. - türk. f.) - Bir erkekle doyasıya cinsel ilişki yaşamak. "Ne zamandır ne böyle erkek gördüm ne de böyle menikür yaptırdım, inanır mısın, ömrüm uzadı ayol."

MERAKLI MELAHAT: (d) - Her konuda soru soran ve dedikodu yapan meraklı kadın.

MERAKLI TAZE: (d) - Her konuda soru soran ve dedikodu yapan meraklı kimse.

MERAM BAĞLARINDA DOLAŞMAK: (d) - Bir kimseye derdini anlatmaya çalışmak. "Ulan senin için o kadar meram bağlarında dolaştık yine de anlayamadın ya."

MERCİMEK BEYİNLİ: (d) - Aptal ve bön kimse.

MERKEZ BANKASI: (d) - Kadınların iki göğsünün arasına para saklaması.

MESTAN GÖTÜ GÖRÜNMEZ PASTAN: (d) - Çok pis kimselerle alay etmek için söylenir.

METRESİ Mİ SANTİMETRESİ Mİ: (d) - Bir kimsenin sevgilisi için alay yollu olarak kullanılır. "Neymiş, Ayşe onun metresi miymiş santimetresi miymiş!"

MEYANEYİ HAZIRLAMAK: (d) - Ortamı ve koşulları cinsel ilişkiye hazırlamak.

MEZHEBİ LARC: (d) - (ar. - ing.) - Cinsel konularda utanması olmayan kimse.

MICIRCA: (d) - Anlaşılmaz, baştan savma söz. "Tamam be öyle mıcırca konuşma da ne diyeceksen doğrudan yüzüme karşı söyle."

MIDIĞINI EĞMEK: (d) - (o.k) - Surat asmak.

MIH YER ÇİVİ SIÇAR: (d) - (o.k) - Çok cimri kimseler için söylenir.

MIKNATIS: (i) - Fahişenin belalısı.

MINA KOYULMAK: (d) - Kötü etkilenmek. & Kötü duruma düşürülmek.

MINCIRIK: (i) - Bir kimseyi mıncıklamak.

MIRILMAK: (f) - Alçak sesle şarkı söylemek.

MISIR KOÇANI YEMİŞ GİBİ: (d) - Tepkisiz, soğuk duran kasıntı kimselerle alay etmek için söylenir. "Sen de öyle mısır koçanı yemiş gibi durmasana ayol. Birşeyler söyle."

MISIR PÜSKÜLÜ: (d) - Uzun ve sarı saçlar.

MIY MIY: (d) - (ono) - Yavaş ve can sıkıcı konuşmak. Böyle konuşan kimse.

MİÇMİÇ: (d) - (ono) - Flört etmek.

MİK: (i) - Erkeklik organı, penis.

MİKROÇİP: (i) - (ing.) - Çok akıllı küçük çocuk.

MİKROFONLU SAKSAFONLU: (d) - (fr. - fr.) - Oral cinsel ilişki. Çiftlerin birbirlerinin cinsel organını ağızla uyarması, tatmin etmesi.

MİLLET BAHÇESİ: (d) - Genelev.

MİLLİ: (i) - Orospu. & Jigolo.

MİLLİ HAREKET ÇEKMEK: (d) - (o.k) - Baş parmağı işaret parmak ile orta parmak arasından gösterip eli bilekten sallamak. "Al al yapmak."

MİNİBÜSE BİNMEK: (d) - Menapoza girmek. "Ayol ben de yeni minibüse bindim. Bir ter boşalıyor, bir ateş basıyor sorma."

MİS BURUN: (d) - Hiçbir şeyi beğenmeyen her şeye burun kıvıran kimse.

MİSAFİR GELMEK: (d) - Regl olmak, kadınların aylık kanaması.

MİSKET: (i) - Erkek eşcinsel.

MİŞ YERİ: (d) - Dişilik organı, vajina.

MİŞMİŞ: (i) - (ono) - Dedikodu.

MİZANPİLİK: (d) - Berberden çıkmayan kadın. Saçıyla başıyla çok oynayan kadın.

MOBİLYA: (i) - Dişilik organı, vajina.

MOLOZ KAYNATMAK: (d) - Yemek yapmak. "Bütün gün senin için çocukların için moloz kaynattım. Daha nasıl kokmamı bekliyorsun allah aşkına."

MOLOZA BATMAK: (d) - Mutfak işlerinden bir türlü kurtulamamak, fazla yemek yapmak.

MOR DA BİR RENKTİR: (d) - Erkeklerin ereksiyon sorununu anıştırmak için kullanılır. & Geri dönüşü zor şeylerle alay etmek için kullanılır.

MOR MENEKŞE: (d) - Hayal dünyasında yaşayan kadın.

MORCİVERT OLMAK: (d) - Renkten renge girmek. & Bir kimsenin söylediği bir şeye çok bozulmak. "Ne o dediğime bozuldun tabii. Morcivert mi oldun anam."

MORLAR SENFONİSİ: (d) - Utanılacak bir durum ya da şeyle karşılaşmak.

MORO: (i) - Yakışıklı delikanlı.

MORON: (i) ve (s) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.

MORÖTESİ: (d) - Bir konuda haddinden fazla bozulmak, alınmak ve kırılmak. "Herif tamamen anladı tabii sözlerimi ve mor ötesi, çekti gitti."

MORUMAK: (f) - (erm.) - (o.k) - Çok yaşlanmak.

MOSMOR: (d) - Bir kimsenin çok bozulduğunu anlatmak için söylenir.

MOTİVE EDİLMEK: (d) - Cinsel tacize uğramak.

MOTORİZE BİRLİK: (d) - (fr. - türk.) - Jigolo grubu.

MUAYYEN GÜN: (d) - Regl olmak, kadınların aylık kanaması.

MUCUK: (d) - Öpüşmek.

MUHALLEBİCİ MUHABBETİ: (d) - Flört etmek.

MUHTARI ÇAĞIRMAK: (d) - Yapılması gereken bir işi yapmayan kimseye alay yollu olarak söylenir. "İyi öyleyse muhtarı çağıralım sofrayı o toplasın."

MUKADDERAT: (i) - (ar.) - Vajina, dişilik organı.

MUKAVVA: (i) - (ar.) - Aptal ve bön, aynı zamanda da tatsız ve renksiz erkek.

MUSLUK: (i) - Yapay erkeklik organı, vibratör.

MUSLUKÇU: (i) - Rastlantıyla bir kereliğine cinsel ilişkiye girilen erkek.

MUŞ ÇEKMEK: (d) - Bir şeyin yokluğunu ve özlemini çekmek. "Ben hep böyle oldum bittim muş çektim şekerim."

MUŞAMBALI: (i) - (ar. - türk. e.) - Başkalarına muhtaç olan kimse.

MUTEDİL DALGANTILI OLMAK: (d) - Aşk ilişkisi yolunda gitmemesi. "Bizim işler hep böyle, bir dargın bir barışık, mutedil dalgantılı yani." & Keyifsiz ve neşesiz olmak.

MUTLU ETMEK: (d) - Bir kimseyi cinsel açıdan tatmin etmek. Orgazma ulaştırmak.

MUTTALİP: (i) - Görgüsüz, istekleriyle kadını bunaltan erkek.

MUZ GÖRMÜŞ MAYMUN: (d) - Bir şeye iştahla atılan kimse.

MUZO: (i) - Erkeklik organı, penis.

MÜNASİP BİR YERİNE MONTE ETMEK ( MÜNASİP BİR YERİNE SOKMAK): (d) - Bir şeyi artık istemediğini anlatmak için söylenir. "İyi al senin olsun, münasip bir yerine monte et."

MÜNHANİ: (d) - Memeler ya da göbek ve kalça çıkıntıları için kullanılır.

MÜŞTERİ KIZIŞTIRMAK: (d) - İstekli kimseler arasında sürekli tavır değiştirerek aradaki rekabeti, tansiyonu arttırmak.

MÜTAYİT: (i) - Pezevenk.




<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z    >>