<< A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö R S Ş T U Ü V Y Z >>
P
PAÇA KASNAK DALMAK: (d) - (o.k) - Aniden kavgaya girişmek.
PAÇALARINDAN AKMAK: (d) - (o.k) - Gizlenmek istenen şeyin bütünüyle meydanda olduğunu anlatmak için kullanılır.
PAÇASININ ARASINA GİRMEK: (d) - Bir kimseye rahatsız edecek kadar yakın durmak, sırnaşmak. "Aman yeter be, paçamın arasına bu kadara girme diye bağırdım."
PAKET: (i) - Ağda yaptırılan cinsel organ. Vajina.
PAKET PROGRAMA GİRMEK: (d) - Düzenli cinsel ilişki kurmak. & Evlenmek.
PAKET YAPMAK: (d) - Bir kimse ile ilişkisini bitirmek. "Ben seni çoktan paket yaptım, geldiğin yere yolladım şekerim. Sen daha ne konuşuyon!"
PALAMUT: (i) - Zengin bekar, gözde erkek.
PALUZE: (i) - (fars.) - Yaşlılıktan her yanı titreyen kimse. Çok yaşlı, düşkün.
PAMUĞUNU ATTIRMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi zora koşmak, çok çalıştırmak. "Valla özel sektör insanın pamuğunu attırır kardeşim. Kolay mı öyle yan gelip yatmak."
PAMUK: (i) - Dişilik organı, vajina.
PAMUK HELVA: (d) - Dölyatağından gelen sıvı.
PAMUK PRENSESTİ KÜL KEDİSİ OLDU: (d) - Bir kimsenin evlendiğini alay yollu olarak belirtmek için kullanılır.
PAMUK ÜZERİNDE UYUTMAK: (d) - Bir kimseye çok değer vermek.
PAMUKAKİ: (i) ve (s) - (yun.) - Yumuşak başlı, uyumlu, yumuşak kimse.
PAMUŞ: (i) - Vajina, dişilik organı.
PANDİSPANYA KANALI: (d) - (o.k) - Sürekli yalan-yanlış haberler yayınlayan Tv kanalı.
PANKREASI DUYMAMAK: (d) - "Bana ne, beni ilgilendirmez"anlamında söylenir. "Aman be sen ne dersen de, pankreasım duymaz."
PANTOLLU ÖKÜZ: (d) - İyi giyindiği halde çok kaba davranan erkek.
PAPATYA FALI BAKMAK: (d) - Birinin sevgisinden emin olamamak. "Ayşe ne zamandır o çocukla ilgili olarak papatya falı bakıyor amaa bir türlü emin olamıyordu."
PAPATYA TOPLAMAK: (d) - Arazide işemek ya da sıçmak. Otobüs yolculuklarında otobüsü durdurarak tuvalete gitmek.
PAPAZ OLMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseyle çok kötü kavga etmek. Aralarındaki işi-ilişkiyi bozmak. "Baktım onunla papaz olacağız, ana ne yapayım, geri adım atmadım."
PAPAZIN KIZI: (d) - Fahişeliği meslek olarak yapan kadın.
PAPİK: (i)- (papel'den) - Para.
PAPUA YENİ GİNE’DEN GELMEK: (d) - Bir konuya yabancı olduğunu, cahil olduğunu anlatmak için kullanılır. "Amaan sen de çok safsın ayol. Papua yeni gineden mi geldin!"
PAPUCU YARIM: (d) - Kılıksız ve kötü giyimli kişi.
PAPUCUMUN BAŞKANI (MÜDÜRÜ): (d) - (o.k) - Bir yerin yöneticisini küçümsemek için söylenir.
PAPUCUNU BIRAKMAK: (d) - Sindirella masalındaki gibi ufak bir mesajla keşfedilip sevilmeyi beklemek. "Saftiriğim, papucunu yakışıklının kapısına bırakmış, gelmesini bekliyordu."
PAPUÇ BAĞLI OLMAK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin bir başkasına bağlı olduğunu, gitmek istese de gidemediğini anlatmak için söylenir.
PARA AĞACI: (d) - Enayi, aptal, deneyimsizliği yüzünden başkalarına para kaptıran kimse. & Metresinin tüm masraflarını karşılayan erkek.
PARA BAYILMAK: (d) - Çok pahalıya almak.
PARA ÜTÜLEMEK: (d) - Bir kimsenin çok para kazandığını çok zengin olduğunu anlatmak için söylenir. "Ooo sen onlara ne bakıyorsun, onlar sabah akşam para ütülerler."
PARAGÖZLE HACİVAT: (d) - (o.k) - Cimri ve para meraklısı kimselerle alay etmek için söylenir.
PARALI ASKER: (d) - Orospu ya da jigolo.
PARANIN ACISI ÇABUK GEÇER PAHALIYI AL: (d) - (Annemin alışveriş kuralı) - Pahalı ve kaliteli alışverişten kaçınmamak gerektiğini anlatmak için söylenir.
PARANIN UCU: (d) - Büyük miktar paranın küçük kısmı. & Bozuk para. "Ay çok cimrisin ayol, paranın ucunu bile harcamaya kıyamazsın sen!"
PARAŞÜTLE İNMEK: (f) - Büyük torpille bir işe girmek ya da bir işi başarmak.
PARATONER: (d) - (fr.) - Eş, sevgili. "Size paratonerimi tanıştırayım."
PARÇA ET: (d) - Erkeklik organı, penis.
PARÇA GÖSTERMEK: (d) - Vücudun belli bölümlerinin, örneğin göğüslerin ya da bacakların istenerek ya da istenmeden olağandan çok gösterilmesi.
PARÇALA BEHÇET: (d) - Kadınları cinsel ilişkiye girmeye zorlayan erkekler için alay yollu olarak söylenir. "Ahmet birden karşımda parçala behçetleşince e tabii ben de korktum yani."
PARÇALI BULUTLU: (d) - Yolunda gitmeyen ilişkiler için söylenir.
PARÇASI YETMEMEK: (d) - Mini etekler için alay yollu olarak söylenir. "Bizim kızın kıyafetine bakmayın. Parçası yetmemiş de."
PARFÜM: (i) - (fr.) - Kanalizasyon kokusu. & Osuruk kokusu.
PARLAK: (i) - Erkek eşcinsel.
PARLATMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye küfür etmek.
PARMAK KUKLASI: (d) - Erkeklik organı, penis.
PASAPORTUNU ELİNE VERMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi kovmak, def etmek. İlişkiyi bitirmek.
PATATES: (i) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
PATATES BASKISI: (d) - Erkek arkadaş veya eş baskısını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır. "Aaa kardeş aile baskısı toplum baskısı çeke çeke zaten gına gelmiş bir de patates baskısı çekemeyecem."
PATATESLE ÇALIŞMAK: (d) - Yemek seçen ve en çok patates seven kimseler için alay yollu olarak kullanılır. "Ona sen patates yemeği yap bizim oğlan patatesle çalışır ablası."
PATENTLİ: (i) - (ital. - türk. e.) - Orospu. Fahişe.
PATİSKAYI ISLATMAK: (d) - Çok korkmak. Korkusundan donuna işemek.
PATLAK: (i) - Erken boşalan erkek.
PATLAK PREZERVATİF ÇOCUĞU: (d) - Çok bilmiş ve açıkgöz kimse. & İstenmeden dünyaya gelen çocuk.
PATLANGAÇ: (i) - Erkeklik organı, penis.
PATRİYOT: (i) - (ing.) - Meme, göğüs.
PAZAR FİLESİ: (d) - Sürekli alışveriş yapan kimse. "Bizim kız pazar filesidir. Ona çarşı pazar de yeter."
PEDİKÜRLÜ: (i) - Bencil, kendi rahatına düşkün kimse. "Sen de pedikürlünün tekisin. Senden iş mi beklenir!"
PEDİNİ YEMEK: (d) - Çok kötü bir olay karşısında ne yapacağını şaşırmak.
PEKMAYA: (i) - Bok.
PELÜŞ: (i) - Dişilik organının çevresinde biten kıllar.
PEMBE (İRKEK): (i) ve (s) - Erkek eşcinsel.
PENGUEN: (i) - Tesettür giyimli ya da çarşaflı kadın.
PENİS KISKANCI: (d) - (lat. - türk.) - Erkeklerle yarış halinde olan kadın. & Erkek yaratılmadığı için üzülen kadınlar için alay yollu olarak söylenir.
PENİSİNE DÜĞÜM ATMAK: (d) - Erkeğin cinsel hayatının bitmesi. & Aldatan koca ya da sevgiliye gözdağı vermek için kullanılır.
PENİSLİ CİCİ KIZ: (d) - Erkek eşcinsel.
PENİSSİZ SÜNNET ÇOCUĞU: (d) - Sünnet hatası sonucunu erkeklik organını kaybederek homoseksüel ya da transseksüel olan kimseler için söylenir.
PERDESİ SIYRIK: (d) - Utanmaz ve arlanmaz kimse.
PERGEL: (i) - (fars.) - Bacaklar.
PERHİZİ BOZMAK: (d) - Uzun aradan sonra cinsel ilişkiye girmek.
PERİYODU OLMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - Regl olmak, kadınların aylık kanaması.
PEYNİR: (i) - Eroin.
PEYNİR HOŞAFI: (d) - Karmakarışık şey ya da durum. & Aslı belirsiz şey. "Aman iyi be siz de her şeyi peynir hoşafına çevirdiniz."
PEYNİR KERTMESİ: (d) - Uyuşturucu işiyle uğraşan ailelerin güçlerini artırmak için çocuklarını evlendirerek akrabalık bağı yaratmaları. "Beşik kertmesi"nin özel bir türü olarak kullanılır.
PIRASA PÜSKÜLÜ: (d) - Uzun ve düz saç.
PIRLANTA SIÇMAK: (d) - İkide birde özlü söz söylemeye çalışan kimselerle alay etmek için söylenir.
PITIK: (i) - Vajina, dişilik organı.
PITIRAK: (i) - İlgisini bir noktada toplayamayan çapkın ve uçarı kimse.
PITIRCIK: (i) - Her yerde karşılaşılan kimse. "Bizim pıtırcık o gece de barda karşıma geçip oturmaz mı. Ayol bizim göbeğimiz aynı mı kesildi seninle dedim!"
PİÇ ETMEK: (d) - (o.k) - Bir şeyi veya eşi yapmaya çalışırken bozmak. & Bir şeyi kullanılamaz hale getirmek.
PİJAMA PARTİSİ: (d) - (hint. - ing.) - Grup seks yapmak.
PİKNİK TİP: (d) - (ing. - ing.) - Küçük boylu ve göbekli erkek.
PİLESENTA MUHABBETİ: (d) - Cinsel ilişki.
PİNOKYONUNKİ DAHA BÜYÜK: (d) - Erkeklerin erkeklik organları ya da burunları ile alay etmek için söylenir.
PİPİSİ YAMUK: (d) - Erkeği aşağılamak için söylenir.
PİPİŞ : (i) - Erkek çocukların erkeklik organı.
PİPO: (i) - Erkeklik organı, penis.
PİRE BOMBASI: (d) - Birden bire ortaya çıkan sıkıcı ve iç bunaltıcı durum. "Birden pire bombası patladı. Kurtul kurtulabilirsen, on günde çıkamadım işin içinden."
PİRENSİP SAHİBİ: (d) - Zengin kimse.
PİRLA : (i) - (arn.) - Vajina, dişilik organı.
PİRZOLA YEMEK: (d) - Çok gülmek, kahkaha atmak.
PİSTON: (i) - (fr.) - Erkeklik organı, penis.
PİŞİRMEK (TAŞIRMAK) (İŞ PİŞİRMEK): (f) - Kadınla erkek arasındaki romantik ilişkinin gelişmesi ve cinsel ilişki ile sonuçlanması.
PİŞMANİYE ÇEVİRMEK: (d) - Çevresindeki erkekleri ayartmaya çalışan kadınlar için alay yollu olarak kullanılır. "Sen de ne pişmaniye çeviriyon kız!"
PİŞTİRİKO: (i) ve (s) - (bulg.) - Açıkgöz ve yaramaz delikanlı.
PİYASASI YÜKSEK OLMAK: (d) - Bir kimse ile cinsel açıdan birlikte olmak isteyen çok kimse olduğunu belirtmek için alay yollu olarak kullanılır.
PLATONİĞİN OLAYIM: (d) - Bir kimseye ondan hiçbir beklentisi olmadığını alay yollu olarak anlatmak için söylenir.
PLATONİK TAKILMAK: (d) - (yun. - türk. f.) - Bir kimseyi uzaktan uzağa sevip beğenmek.
PLÖNK!: (ü) - Hızla ve ansızın gerçekleşen şeyler için kullanılır. "Plönk. Ortaya bir laf attı!”
POĞAÇALIK: (i) - Cinsel açıdan çekici kimse.
POLYANNA YAPMAK: (d) - (alm. i. - türk. f.) - Her durumdan iyi bir taraf bulmaya çalışmak. "Sen de hep polyanna yapmakla işlerin düzeleceğini sandın."
PONPON: (i) - (fr.) - Göğüsler, meme.
POPO ÜSTÜ ÇAKILMAK: (d) - (o.k) - Bir konuda başarısız olmak, becerememek, yanılmak.
PORTAKALLI: (i) ve (s) - Değerli ve güzel şeyler için söylenir. & Orgazmla ya da döllenmeyle sonuçlanan cinsel ilişki.
PORTATİF MUCİZE: (d) - Vibratör, Yapay erkeklik organı.
POSTACI: (i) - Tanımadığı kadınlarla bir gecelik cinsel ilişki kuran adam.
PÖRTLEMEK: (f) - Hiç bir nedeni ve anlamın yokken birden kızgınlık göstermek. & Birden itiraf etmek. "Kız sana soran mı oldu! Ne pörtlüyon hemen!"
PRATİK SAZAN: (d) - Aptal ve bön kimse.
PREZERVATİFİNİ DELMEK: (d) - Kadının, erkek istemediği halde hamile kalması.
PROMOSYON: (i) - (fr.) - (o.k) - Rüşvet. Bir rüşvetin ilk bölümü.
PROTEİN KAYNAĞI: (d) - (yun. - türk.) - Kıç, göt.
PTT'Cİ: (d) - Evde oturup pijamasıyla terliğini giyip televizyon seyreden erkek.
PUŞTUN SONU DEDE OLUR OROSPUNUN SONU EBE OLUR: (d) - Çapkınlık yapan ya da küçük yaştaki kızlara sarkıntılık erkekleri aşağılamak için kullanılır.
<< A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö R S Ş T U Ü V Y Z >>