<< A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R Ş T U Ü V Y Z >>
S
SAAT TİKE KADIN SİKE BAKAR: (d) - Kadınların cinsel doyumu her şeyden çok önemsediklerini anlatmak için söylenir.
SAATLİ: (i) - Dişilik organı, vajina.
SABAH GÜNEŞİ SİDİKLİYE AKŞAM GÜNEŞİ GÜZELE: (d) - Yatağa işeyen çocuklarla alay etmek için söylenir.
SABIKALI: (i) ve (s) - (o.k) - Kötü hareketleriyle bilinen, tanınan kişi.
SABUNLAMAK: (f) - Üstünkörü iş yapıp yutturmak. "Ben de ne yapayım vakit darlığından ortalığı şöyle bir sabunladım. Tamam."
SAÇAKLI: (i) ve (s) - Kendisine bakmayan, saçını başını taramayan, dağınık kadın.
SADAKAT SİGORTASI: (d) - Evlilik cüzdanı.
SAFİYE AYLA (SAFİYE YAYLA): (d) - Geçkin ve yaşlı dişilik organı, vajina.
SAĞIR DİLSİZ: (d) - İktidarsız erkek.
SAHA ÇAMURLU: (d) - Kadınların aylık kanaması, regl. Regl nedeniyle cinsel ilişki kurmak istemediğini belirtmek için söylenir.
SAHİPSİZ GÖT ANAHTARSIZ AÇILIR: (d) - Bir kimsenin dikkatli davranmazsa cinsel açıdan kullanılacağını anlatmak için söylenir. & Destekçisi olmayan kimsenin zarar göreceğini anlatmak için kullanılır.
SAHRA GÜLLESİ: (d) - Çok iri meme, göğüs.
SAKIZA SARMAK (SAKIZLAŞMAK): (d) - Bir şeyi gereksiz yere uzatmak. & Bir işin ciddiyetini bozmak. "Aman be şekerim sen de amma sakıza sardın!"
SAKIZI BOKA DÜŞMEK: (d) - Bir konuda şaşkınlıkla yanlış yapmak, kötü duruma düşmek.
SAKS ÇEKMEK: (o) - (o.k) - Erkeğin cinsel organını ağızla uyararak onu doyuma ulaştırmak. Oral seks.
SAKSAĞAN: (i) - (o.k) - Makamını kaptırmamak için büyük çaba harcayarak mevkisini koruyan kimse.
SAKSI GİBİ OTURMAK: (d) - Hiç bir iş yapmamak, tembellik etmek.
SAKSIYI ÇALIŞTIRMAK: (d) - (o.k) - Düşünmek.
SALAHANA: (i) - Aptal ve şaşkın kimse.
SALAMURA: (i) - Aptal ve bön kimse.
SALATA: (i) - (ital.) - Boş laf, gevezelik.
SALÇA: (i) - Kalçalar, kıç, göt. "Salçası da baya iyiymiş hatunun."
SALÇA ÜRETMEK: (d) - Kadınların aylık kanaması, regl.
SALDIRAY ABİ: (d) - Kadınları cinsel ilişki kurmaya zorlayan, aceleci erkek.
SALMA SİK GÖTÜR DİK: (d) - Evini önemsemeyip dışarıda gezen erkekler için kullanılır.
SALYA SÜMÜK: (d) - Çok aşık kimse. "Ulan iyi sev ama bu kadar da salya sümük olmak gerekmiyor."
SALYAKA: (d) - Kravatsız dolaşan erkek.
SALYALI: (i) ve (s) - Cinsel açıdan çok çabuk uyarılan kimseler için kullanılır.
SALYANGOZ: (i) - Evine çok düşkün, evinin dışında mutlu olmayan kimse.
SAMAN SIĞIRI: (d) - Aptal, bön, görgüsüz kişi.
SAMANA KAZIK ÇAKMAK: (d) - (o.k) - Bir konuda boşu boşuna diretmek. Böyle kimseler için alay yollu olarak söylenir. "Sen de bir hoşsun ayol. Samana kazık çakma diye bin kere söyledik."
SAMANA YATIRMAK: (d) - (o.k) - Bir şeyi saklamak, harcamaya kıyamamak. "İyi peki, anladık kıyamıyorsun. Öyleyse samana yatır."
SAMANI BOL GELMEK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin çok şımarması.
SANDÖVİÇ TAŞIMACILIK: (d) - (ing. - türk.) - (o.k)-İnsanları ayakta ve sıkışık biçimde taşıyan toplu taşım araçları için söylenir.
SAP: (i) - Erkeklik organı, penis.
SAP GİBİ KALMAK: (d) - (o.k) - Birdenbire yalnız kalmak, terk edilmek. & Desteksiz ve destekçisiz kalmak.
SAP HEYETİ: (d) - Kadınsız erkek grubu.
SAP YİYİP SAMAN SIÇMAK: (d) - (o.k) - Saçmalamak, ne dediğini bilmemek.
SAPI KIRIK: (d) - Erkeğin iktidarsız ve güçsüz olduğunu anlatmak için söylenir. & Parasız, yoksul kişi.
SAPINA KADAR ERKEK: (d) - Bir kimsenin cesaretini övmek için söylenir. & Erkekliğinden kuşku duyulmadığını alaylı bir dille anlatmak için kullanılır.
SAPSAMAN AĞASI: (d) - Aptal ve bön kimse.
SAPSIZ: (i) ve (s) - Erkek arkadaşsız ya da sevgilisiz kadın.
SAPSIZ SAMAN: (d) - Erkeksiz aptal kadın.
SARARTMAK: (f) - Bir kimseyi ya da şeyi unutmak. "O benim sararttığım beşinci sevgilim."
SARDIRMAK: (f) - (o.k) - Bir konuyla aşırı ilgilenmek. Müptela olmak. & Bir şeye ya da bir kişi üzerinde bütün dikkatini toplamak.
SARI PAPATYA: (d) - Genç ve sarışın kız çocuğu.
SARKMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye yılışmak, sırnaşmak. & Kendisinin olmayan bir şeye göz koymak.
SARMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye sinir olmak. & Bir kimsenin tüm hareketlerinin batması, rahatsız etmesi. & Birisini mimlemek. Onu özel bir ilgiyle izleyip ters davranmak. "Baktım kadın bana sardı, ben ufaktan ufaktan fıyayım dedim."
SARMANIN BÖREĞİ DE VAR YARAĞI DA: (d) - Cinsel yakınlıkların tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır.
SARMISAKSIZ BAKLA: (d) - Akılsız, bön ve aptal kişi.
SATIŞLARDA OLMAK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin kendisini çok beğendiğini anlatmak için kullanılır. & Kendini birine beğendirmeye çalışmak. "Ay sana anlatamam, kadın bir satışlarda bir satışlarda..."
SAVAŞ BOYALARINI SÜRÜNMEK: (d) - Makyaj yapmak.
SAZ ARKADAŞLARI: (d) - Eski sevgilinin yeni kız arkadaşları.
SAZAN CÜCÜĞÜ: (i) - (o.k) - Her şeye atlayan kimse. Acele edip tuzağa düşen kimse.
SEBEP OLAN KEBAP OLSUN: (d) - (o.k) - Kendisine fırsat yaratanı, akıl vereni övmek. Bir konuda elde edilen başarıdan çok memnun olunduğunda söylenir.
SEÇMECE BUNLAR: (d) - (o.k) - Aptal ve bön kimselerle alay etmek için söylenir.
SEFA PEZEVENGİ: (d) - (o.k) - Eğlenmek ve eğlendirmek, zevk peşinde koşmaktan başka şey düşünmeyen kimse.
SEFERBERLİK OROSPUSU: (d) - Çok bilmiş kadın.
SEKİZ: (d) - Cinsel ilişki, seks.
SEKİZE KATLAMAK, ONİKİYE BÖLMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi çok kötü dövmek.
SEKİZLİ ÇEKMEK: (d) - (o.k) - Kaytarmak ya da işten kaçmak. & Asıl söyleneceği söylemeyip palavrayla vakit öldürmek. "Ben o zaman sekizli çekmişim, kendimi divana bırakmış uyuyorum."
SEKS AKROBATI: (d) - (ing. - yun.) - Cinsel ilişki kurarken pozisyon değiştirme meraklısı insanlarla alay etmek için söylenir.
SEKS BÖCEĞİ: (d) - Cinsel açıdan cazibeli, erkeklerin dikkatini çeken ve bunun farkında olan kadın.
SEKS SANDVİÇİ: (d) - (ing. - ing.) - (o.k) - Üç kişinin cinsel ilişki kurması. Grup seks.
SEKSOLOJİ PENCERESİ: (d) - Pantolon düğmesinin ya da fermuarının açık olması halinde alay yollu olarak söylenir.
SELAM TOPU: (d) - Osuruk.
SELÜLİT TANRIÇASI (TARLASI): (d) - (fr. - türk.) - Yağlı, vücudu selülitli kadın.
SEMER DEVİRMEK: (d) - Düşünde cinsel ilişki kurmak. "Delikanlı, kızın hayaliyle semer devirmiş. Tabii sabah kalkınca orasında bir ıslaklık."
SEN ÇAL SEN OYNA (SEN ÇİZ SEN BOYA): (d) - Mastürbasyon yapmak.& Bir kimsenin kendi kendine yaptığı her şeyle alay etmek için söylenir.
SEN DAHA (YUMARTAYKEN) ANANIN YUMURTASINDA PORTAKALKEN: (d) - Bir kimseyi küçümsemek,"daha toysun" demek için kullanılır.
SEN GİT DE ABİN GELSİN: (d) - Bir erkeğin kendisi ile ilişkiye girme konusunda yeterince girişken olmaması durumunda alay yollu olarak söylenir.
SEN İNSAN BEN KEZBAN: (d) - Bencil kimselere alay yollu olarak söylenir. "İyi tamam herşey senin olsun. Tabii, sen insan ben kezban."
SEN ŞİMDİ BENDEN ÇOCUK DA İSTERSİN: (d) - İstekleri bitip tükenmek bilmeyen erkekler için alay yollu olarak söylenir.
SENDEN BÜYÜK MÜ!: (d) - Böcekten ya da erkeklik organından korkan kimselerle alay etmek için söylenir.
SENDEN GELEN TÜRAYA PÜF: (d) - Bir kimseden yardım istenmediğini ona ihtiyaç olmadığını alay yollu söylemek için kullanılır.
SENİ BANA SAYIYLA MI VERDİLER: (d) - (o.k) - Bir kimsenin kendisine çok sıkıntı verdiğini anlatmak için kullanılır.
SENİ DOĞURACAĞIMA İKİ TAŞ DOĞURURDUM DA İNŞAATA TEMEL OLURDU: (d) - Hayırsız evlatlar için söylenir.
SENİ KAPIYA KOYAN MI VAR: (d) - Bir kimseye değer verilmediğini anlatmak için söylenir. "Amaan istediğin kadar benlen, seni kapıya koyan mı var!"
SENİN DİLİNE DÜŞECEĞİNE GİTSİN KUBURA DÜŞSÜN: (d) - Birinin bir konuya veya kişiye fazlaca taktığını ve sürekli ondan bahsettiğini anlatmak için kullanılır.
SENİN İÇİN ÜSTE PARA MI VERDİM: (d) - (o.k) - Can sıkıcı ve sevimsiz kimseleri kovmak için demek için söylenir.
SENİN SÖYLEDİĞİN GAZOZ AĞACI HOLİVUTTA YETİŞİR: (d) - (o.k) - Bir kimseye "Saçmalıyorsun" demek için alay yollu olarak kullanılır.
SENİNKİ CAN BİZİMKİ FİNCAN: (d) - Bencil kimselerle alay etmek için söylenir. "Hadi lan ne yani! Seninki can bizimki fincan!"
SEPETİ KOLUNA HERKES YOLUNA: (d) - (o.k) - Bir kimse ile yolların ayrıldığını belirtmek için kullanılır. & Bir ilişkiyi bitirmek.
SEMPMATİK İKMAL: (d) - Hediye. "Annem o bayram bana bir sempatik ikmal yaptı. Öyle güzel bir bilezik almış."
SERSEM SİKİN TOHUMU: (d) - Bir kimseyi aşağılamak için söylenir.
SERT GEY: (d) - (far. - ing.) - Aktif eşcinsel erkek. Kulampara.
SERT İRKEK: (d) - Erkek eşcinsel.
SERTLEŞMEK: (f) - Erkeğin cinsel organının serleşmesi. Ereksiyon.
SESİ KIZ SİKİ BİZ: (d) - Genç ve deneyimsiz olduğu halde cinsel açıdan etkili erkek.
SESİME GEL: (d) - (o.k) - Bir kimseye"Bak"ya da"Beni dinle"anlamında kullanılır.
SESİNİ GERDİRMEK: (d) - Tiz bir sesle, çığlık çığlığa konuşmak. "Kız sesini gerdirmiş, oğlan yüzünü buruşturmuş. Öyle bir kavgaya tutuştular ki!"
SESSİZ FİLM: (d) - Platonik, tek taraflı aşk.
SEVGİ BUDALASI: (d) - Sevmek ve sevilmek için her şeyi yapan kimseler için alay yollu olarak kullanılır.
SEVİNDİRİK OLMAK: (d) - Bir şeye çok sevinmek.
SEVİŞGEN: (i) ve (s) - Cinsel ilişki kurmayı seven kimse.
SEYYARE: (i) ve (s) - (ar) - Evsiz. "Yaz gecesinde seyyare olmak iyi de ya kışın!"
SEZARİ: (d) - Sezeryanla doğum yapmış kimse.
SEZEN AKSU (PAKSU): (d) - Genç ve diri dişilik organı, vajina.
SEZEN AKSU TATİLDE: (d) - Regl nedeniyle cinsel ilişkiyi reddetmek için kullanılır.
SIÇ DA GÖT GÖRELİM: (d) - "Ağzına sıçarım"diyenlerle alay etmek için söylenir.
SIÇ HIYARIN KÖKÜNE: (d) - "Boş ver"anlamında kullanılır.
SIÇACAĞINI DA DÜŞÜNMEK: (d) - (o.k) - Bir işin tüm boyutlarını, bütün olasılıkları düşünmek gerektiğini anlatmak için kullanılır. & Bir işin sonunu düşünmek.
SIÇAN DELİĞE SIĞMAMIŞ GÖTÜNE SÜPÜRGE BAĞLAMIŞ: (d) - Misafirliğe yanına başkalarını da alıp giden kimseler için kullanılır. & Kendisinin zor başarabileceği veya başarısız olacağı bir şeye başkalarını sürükleyenler için söylenir.
SIÇANADAM: (d) - Sık sık lüzumsuz gevezelikle can sıkan kimse.
SIÇARSIN Bİ GODORİ: (d) - Bir kimseye,"Zor yaparsın, başaramazsın"anlamında hakaret yollu söylenir. "Hadi lan yeme beni. Sıçarsın bi godori!"
SIÇILACAK AĞIZ GÖTE YAKIN GELİR: (d) - (o.k) - Kötü muameleyi ve hakareti hak eden insanların hemen kendisini belli ettiğini anlatmak için söylenir.
SIÇIM AYI: (d) - Evliliklerin ilk ayları (bal ayları) geçtikten sonra, çiftlerin birbirleri ile çok kavga ettikleri aylar.
SIÇIP SIVAMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseye küfürle hakaret etmek.
SIÇIRTMA: (i) - (o.k) - Çok zayıf, küçük yapılı, ufak tefek kimse. & Çok bilmiş kimse. "Hadi ordan sıçırtma!"
SIÇKIN MÜEZZİN: (d) - Ne dediğini bilmeyen, ağzından çıkanı kulağı duymayan kimse.
SIÇRAMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye birden sinirlenip hakaretler etmek, kızıp bağırmak.
SIÇTIĞI BOKU VERMEMEK: (d) - (o.k) - Cimrilik etmek. "Amaan sakın birşeyini isteme. O adama sıçtığı boku vermez."
SIÇTIĞIM BOK: (d) - Bir kimsenin çocukları. "Sıçtığım bok karşıma çıkmış bana bahane buluyor."
SIÇTIĞIN BOKA LAYIK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi aşağılamak için söylenir. "Ay allah aşkına ne kafana takıyon! O senin sıçtığın boka layık!"
SIFIR: (i) - (ar.) - (o.k) - Aptal ve bön kimse. & "Hiç"anlamında kullanılır.
SIFIR DERİNLİK: (d) - (o.k) - Aptal ve bön kimselerle alay etmek için söylenir. "Ay hiç sorma! Ayfer mi! Sıfır derinlik."
SIFIR KİLOMETRE: (d) - (ar. - yun.) - Bakire ya da bakir kimseler için söylenir. Daha önce cinsel deneyimi olmamış kimseler için kullanılır.
SIFIR NUMARA: (d) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SIFIRLAMAK: (f) - (o.k) - Ölmek.
SIĞIR: (i) - Aptal ve anlayışsız erkek.
SIĞIRSİDİĞİ: (i) - Bira.
SIKMAK: (f) - (o.k) - Yalan söylemek. Bir şeyi fazlasıyla abartarak aktarmak. uçmak. "Sen de amma sıktın ha."
SIKTIM SIKTIM BU KADAR ÇIKTI: (d) - Bir konuda kapasite veya miktar azlığını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır. & Erkeğin cinsel performansının düşüklüğünü anlatmak için söylenir.
SIPOSKİ (SIPA): (i) - Küçük ve sevimli çocuk.
SIRACALI: (d) - "Defol git!"anlamında söylenir. "Hadi lan ordan! Sıracalı!"
SIRADAKİ: (d) - Genelevde sırayla kurulan cinsel ilişkiyi anımsatarak peş peşe gelen şeyler için kullanılır.
SIRAYA DİZMEK: (d) - Bir grup insandan teker teker aynı biçimde yararlanmak.
SIRTLAN SIRITIŞI: (d) - (o.k) - Bir kimsenin pis pis ve bir kimseye zarar verecek biçimde gülmesi.
SIVASIZ DUVAR: (d) - Çok geniş dişilik organı, vajina.
SIVAŞIK: (i) ve (s) - Sırnaşık, askıntı, çok aşırı ilgi gösteren (kimse). & Kavgacı, kavga çıkarmaktan hoşlanan (kimse).
SIYIRTMA (SIYRIK): (i) ve (s) - (o.k) - Çılgın ve deli.
SIZMA: (i) ve (s) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SİBERKUŞ: (d) - (ing. - türk.) - Bilgisayar başında çok vakit geçiren kimse.
SİBERSALAK: (d) - (ing. - türk.) - Salaktan daha salak.
SİDİK ÇANAĞI: (d) - (o.k) - Sürekli küfürlü konuşan kimse.
SİDİK YARIŞI: (d) - (o.k) - Bir kimseye üstünlük sağlamak için çok çaba göstermek. Rekabete girişmek.
SİDİKLİ FİŞ FİŞ PİPİSİ PİŞMİŞ: (d) - Yatağa işeyen çocuklarla alay etmek için söylenir.
SİDİKLİ MEŞE: (i) - Acemi ve toy kimse.
SİDİKLİ SÜMÜKLÜ: (d) - Acemi ve toy kimse.
SİDİKLİ ŞİŞE PİPİSİ BEŞE: (d) - Yatağa işeyen çocuklarla alay etmek için söylenir.
SİDİKLİĞİNE DURMAK (SİDİKLİĞİ DÜĞÜMLENMEK): (d) - Haksız kazancın kesilmesi, haksızlıkla kar edilememesini anlatmak için söylenir. "Ama bütün yedikleri sonradan sidikliğine durdu. Alma mazlumun ahını diye boşa dememişler!"
SİDİKMATİK: (i) - Bira.
SİFTAHA AÇMAK: (i) - İlk cinsel ilişki.
SİGORTA: (i) - (ital.) - İnsanın özel zevki. "Sigortam için harcadığım paraya hiç acımam."
SİHİRLİ DEĞNEK: (d) - Erkeklik organı, penis.
SİK AVCISI: (d) - Erkek peşinde dolaşan kadın.
SİK BERESİ: (d) - Prezervatif. Kaput.
SİK BUDALASI: (d) - Erkek meraklısı kadın.
SİK GİTTİ ÇORUM'A TAŞAK DA ONUN UĞRUNA: (d) - Kayıpların birbiri ardına geldiğini anlatmak için alay yollu olarak söylenir.
SİK GÖSTERMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi tehdit etmek.
SİK HIYAR OLSA UCUNDA HÜNER OLUR: (d) - Erkeklik organını aşağılamak için kullanılır.
SİK KABARIR SAHİBİ KUBARIR: (d) - Cinsel organın maharetinin sahibinin böbürlenmesine neden olduğunu anlatmak için kullanılır.
SİK SABAHIN HAYIR OLSUN: (d) - Ayakta uyuyan, dalgın kimseye, "daha yeni mi anladın"anlamında kullanılır.
SİK SIYIRAN: (d) - Çok zayıf kadın.
SİK SOTE: (d) - Cinsel organını herhangi bir nedenle kullanamayan erkeklerle alay etmek için söylenir.
SİK YIRTIĞI TAŞAK DÜRTÜĞÜ: (d) - Bir kimsenin cinsel açıdan fazlasıyla kullanıldığını anlatmak için söylenir.
SİKDİVEN: (i) - Prezervatif. Kaput.
SİKE GELMEYECEK KIÇI DAVULA GERME: (d) - Bir işi yaparken, o işin tüm zorluklarını, gereklerini de kabullenmek gerektiğini anlatmak için kullanılır.
SİKE OTURUP TAŞAĞA KÜFÜR ETMEK: (d) - Bir şeyi istediği halde bedelini ödemeyi istemeyen kimseler için kullanılır.
SİKE SIÇAR DELİ OLMAK: (d) - Olmayacak şey yapan kimseler için kullanılır.
SİKE SÜRÜLECEK AKLI OLMAMAK: (d) - (o.k) - Akılsız ve enayi kimseler için alay yollu olarak kullanılır.
SİKENDAL: (i) - Yalnızca cinsel ilişki amacıyla kadın peşinde koşan erkek.
SİKERCİK: (i) - Yalnızca cinsel ilişki amacıyla kadın peşinde koşan erkek.
SİKİ DÜŞMEK: (d) - Bir kimsenin gücünü yitirmesi.
SİKİ GÜLMEK: (d) - Erkeğin cinsel tatmini, boşalma. Orgazm.
SİKİ KALKANIN DİNİ OLMAZ: (d) - Cinsel istekleri uyanan erkeğin acımasız olacağını anlatmak için söylenir.
SİKİ KALKMAK: (d) - Bir kimsenin kendine aşırı güvenip başkalarını küçük görmesi, hava atması.
SİKİ NERDE YEDİYSE ÇOCUĞU ORADA DOĞURMAK: (d) - Bir kimsenin sorumluluğu ortağı, suç ortağı ile birlikte üstlenmesi. Zor durumda kaldığında yardımı birlikte yola çıktığı kişilerden istemesini anlatmak için söylenir.
SİKİ SÜMÜĞÜ BİRBİRİNE KARIŞMAK: (d) - Kendini kaybetmek.SİKİ YOK İTİNE TAŞAK YAMAR GÖTÜNE: (d) - Bir kimsenin elindeki sınırlı koşullara karşın gözünün yüksekte olduğunu anlatmak için söylenir.
SİKİ YUTMAK: (d) - Çok kötü bir durumda kalmak. & Yenilmek ya da yanılmak.
SİKİLMEDİK BİR KULAK ARKASI KALMAK: (d) - (o.k) - Her açıdan kullanıldığını anlatmak için söylenir.
SİKİM HIYAR DİYENE (TUZ) BIÇAK ALIP GİTME: (d) - (o.k) - Her söylenene kanmamak gerektiğini anlatmak için söylenir.
SİKİM KISA DEMEMEK: (d) - Kendi eksiğini ya da hatasını görmemek.
SİKİMİ ÖP TAŞŞAĞIMA DOKUNMA: (d) - Bir şeyden yararlanmak isteyen ama bedel ödememek isteyenler için söylenir. "Amaan seninki de bir hoş yani. Ne o öyle! Sikimi öp taşağıma dokunma!"
SİKİN AMDA CANIN CENNETTE: (d) - Erkekler için, kadınla cinsel ilişki kurmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmak için söylenir.
SİKİN BAŞI TATLI OLUR: (d) - Cinselliğin ilk anlarının zevk verici olduğunu anlatmak için söylenir.
SİKİN BÜYÜĞÜ AHIRDA: (d) - Erkekliği ile övünenlerle alay etmek için kullanılır.
SİKİNDE PEYNİR GÖRMÜŞ GÖTÜNDE MANDIRA AÇIYOR: (d) - Bir kimsenin boşa ya da erken hevese kapıldığını anlatmak için söylenir.
SİKİNDİRİK: (i) ve (s.) - Saçma sapan ve uyduruk şey.
SİKİNDİRLİK: (i) - Saçma sapan ve uyduruk şey.
SİKİNE GÖRE TABANCA VURMAK: (d) - Bir kimsenin ancak kendi gücü ve yeteneği kadar etkili olabileceğini anlatmak için söylenir.
SİKİNE SAPINA KARIŞMAK: (d) - Başkalarının işlerine karışmamak anlamında söylenir. "Yok anam yok, ben kimsenin sikine sapına karışmam."
SİKİNİ BELİNE DOLAYIP GEZMEK: (d) - Erkek arkadaşıyla öteki kızlara hava atan kızlar için alay yollu olarak kullanılır.
SİKİNİ ELİNE ALIP GEZMEK: (d) - Elde ettiği erkeğe çok düşkün kadınlarla alay etmek için söylenir. & Cinsellik arayışında erkeklerle alay etmek için kullanılır.
SİKLİ BABA TEKKESİ: (d) - Herkesin sıklıkla gittiği yer. "Kız burası sikli baba tekkesi mi ki böyle zırt pırt geliyorsun."
SİKLİ SATI: (d) - Bilmiş ve becerikli kadın.
SİKLİNİN AKLI KOYUNUN GÖTÜNDE: (d) - Bir kimsenin aklının fikrinin tek bir konuya takılı olup başka şeyleri görmediğini anlatmak için söylenir.
SİKTEN ÖNCE AMA GİRMEK: (d) - Çok aceleci davranmak. Yol yordam bilmemek.
SİKTİR, SİKTİRDİĞİN YERE MUM DİKTİR, SİKTİRMEDİĞİN ADAMI BANA SİKTİR: (d) - (o.k) - Bir kimseyi başından savmak, kovmak için söylenir.
SİKTİRGEN: (i) ve (s.) - Erkeklerin kendisini cinsel açıdan kullanmasına ses çıkarmayan kadın.
SİLİKONUN PATLASIN: (d) - (fr.-türk.) - Bir kimseye alay yollu olarak beddua etmek için söylenir.
SİLME: (i) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SİNİR GAZI: (d) - (o.k) - İstenmeyen ve sevimsiz bulunan kimse.
SİNİR KAPMAK: (d) - Bir kimseden hoşlanmamak.
SİNİR KATSAYISI ARTMAK: (d) - (o.k) - Bir şeye çok sinirlenmek.
SİNİRİ ÇITLAMAK: (d) - Bir şeye ya da bir kimseye çok sinirlenmek. "Ay o evi öyle su basmış gördüm sinirim çıtladı."
SİNİRİNİ ALMAK: (d)-(o.k)-Bir kimseyi lafla ya da şiddetle yola getirmek.
SİNYAL ÇAKMAK: (d) - (fr. - türk.) - Bir kimseye hareketleriyle mesaj yollamak.
SİNYALE GİTMEK: (d) - Sevgili aramak. & Kadının çapkınlığa çıkması. "Bizim kızlar aramışlar, hadi sinyale gidelim diye tutturdular."
SİPSİYİ YUTMAK: (d) - Bir konuda büyük başarısızlığa uğramak.
SİRKE SATMAK: (d) - Bir kimsenin moralinin bozuk olup somurtması. "O olaydan sonra hepimiz sirke satıyorduk."
SİTEYŞIN: (d) - Koca kalçalı kadın ya da erkek.
SİVİLCE: (i) - Küçük göğüs, meme. & Küçük erkeklik organı, penis.
SİVİLCESİ PATLAMAK: (d) - Silikonu patlayan kimselerle alay etmek için söylenir.
SİVRİ: (i) ve (s.) - (o.k) - Bir kimsenin tuhaf fikirleri olduğunu anlatmak için söylenir. & Alışılmadık kişi.
SİYA ! (GİTSİN): (d) - "Boş ver" anlamında kullanılır.
SKUT: (i) - (ing.) - Memeler, göğüs.
SOĞAN BEYİN: (d) - (o.k) - Aptal, salak, bön.
SOĞANA YATIRMAK: (d) - Bir kimseyi ağlatacak kadar üzmek. "Ne o soğana mı yatırdılar seni!"
SOĞANDAN: (s) - (o.k) - Beklendiği veya gerektiği gibi davranmayan. "Gibi yapan"lar için alay yollu olarak kullanılır. "Soğandan aşık". "Soğandan Galatasaraylı".
SOKAK SÜPÜRGESİ: (d) - Çok gezen kimse. Sürtük.
SOKAR SİNEK: (d) - Kadın meraklısı erkek.
SOKARCA: (i) - Yalnızca cinsel ilişki peşinde koşan erkek.
SOKMA AKIL KIRK ADIM GÖTÜRÜR: (d) - (o.k) - Başkasının verdiği akılla bir yere ulaşmanın mümkün olmadığını anlatmak için kullanılır.
SOKMA KUYRUK: (d) - (o.k) - Temeli olmayan güç ve bilgi için söylenir.
SOL TAŞAKTAN DÜŞMEK: (d) - (o.k) - Büyüklenen, kendisine hak etmediği bir değer biçen kimseler için alay yollu olarak kullanılır. Böbürlenmek.
SOLO: (i) - (ital.) - Yalnız kimse. "Anladım, sen de bu aralar solo takılıyorsun."
SOLUCAN: (i) ve (s.) - Kişiliksiz erkek.
SOLUCANLARA PROTEİN KAYNAĞI OLMAK: (d) - Ölmek.
SOLUMAK: (f) - (o.k) - Bir kimsenin geçmiş durumuna nisbetle iyi durumda olduğunu anlatmak için söylenir. "Biz de neyse o günlerde düze çıktık. Soluyoruz. Ama uzun sürmedi tabii. Nefesimiz çok geçmeden kesildi."
SON KAZINI OYNAMAK: (d) - Bir kimsenin yararlandığı, kullandığı son kişi ile alay etmek için söylenir. "Galiba sen de Melih’le son kazını oynuyorsun."
SON KESEN: (d) - Son çocuk.
SON KULLANMA TARİHİ GEÇMEK: (d) - Bir ilişkiyi bitirmek.
SON SAHNEDE YATAĞA ATMAK: (d) - (o.k) - İyice tahrik olarak cinsel ilişkiye girmek. "Ay ne yapayım, herif çok çekici, çok tatlı. Son sahnede yatağa atacağım belli."
SON TURFANDA: (d) - Son çocuk.
SOPAYA İŞEMEK: (d) - Gebelik testi yaptırmak.
SORTİ YAPMAK: (d) - (o.k) - Cinsel ilişkide bulunmak.
SOSLU: (i) ve (s) - Kadının aylık kanaması, regl.
SOSYETE GÜLÜ: (d) - Varlıklı ya da varlıklı görünmek için çaba harcayan kadın.
SOYAN: (i) - Bir kimseyi cinsel ilişkiye razı eden kimse. "Bir soyan olacağı belli bu puştun!"
SOYTARI PAPYONU (PONPONU): (d) - Erkeklik organı, penis. Ereksiyon sorunu yaşayan penisleri için kullanılır.
SOYTARMAK: (f) - (o.k) - Ciddi bir işi sulandırmak.& Gırgıra almak.
SÖKTÜRMEK: (f) - (o.k) - Bir şeyi zorla yaptırmak.
SÖMÜR SEMİR: (d) - Bir kimseden yararlanmak anlamında alay yollu olarak kullanılır. "Haadi lan saklama sen de Hafize’den sömür semir durumları."
SÖNMÜŞ BALON: (d) - Boş çıkan hayaller ya da yalanlar.
SÖZÜNÜ YEDİRMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseye söylediği bir şeyin karşılığını vermek. & Bir kimseyi susturmak.
SPERM CİLDİ GÜZELLİŞTİRİR: (d) - Cinsel ilişkiyi övmek, özendirmek için söylenir.
SPONSOR: (i) - (ing.) - Zengin sevgili.
SPOR OLSUN: (d) - (yun. - türk.) - (o.k) - Sürekli ve gerçekten istenip yapılmayan yüzeysel ilgiler için söylenir.
STEPNE: (i) - (fr.) - Bir kimsenin çok sevmediği ilişkisini de bitirmediği hayranı. & Tam bitirilmemiş ilişki.
STRES TOPU: (d) - (ing. - türk.) - Taşaklar, er bezleri.
SU AYGIRI: (d) - Çok iri ve şişman kadın.
SU BASMAK: (d) - Bir kimsenin cinsel açıdan çok uyarılması. Azmak.
SU GÖTÜREN HAMUR: (d) - Bir kimsenin mezhebinin geniş olduğunu, kolay kabul edilmez şeyleri bile kaldırdığını anlatmak için söylenir.
SU KATILMAMIŞ: (d) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SU YÜRÜMEK: (d) - Erkeğin cinsel organının sertleşmesi, Ereksiyon.
SULANMAK: (f) - Bir kimseye sırnaşmak. Cinsel açıdan iştahlanmak.
SULU: (i) ve (s.) - Sırnaşık ve hoşa gitmeyen espriler yapan erkek.
SULU KÖFTE: (d) - Sırnaşık kişiler için kullanılır. "Ay kusura bakma ama seninki de ne sulu köfte!"
SULU ZIRTLAK: (d) - (o.k) - Çok ağlayan kimse.
SUMO GÜREŞÇİSİ: (d) - (japon. - türk.) - Çok şişman ve iri yarı kimseler için söylenir.
SURABAYA: (i) - Çekici erkek.
SURATI KASAP SÜNGERİYLE SİLİNMEK: (d) - (o.k) - Çirkin ve nursuz olmak. "Ay o herifin suratı kasap süngeriyle silinmiş."
SUSAK: (i) ve (s.) - Çok su içen kimse.
SUSTURUCU: (i) - Prezervatif. Kaput.
SUYU ÇEKİLMEK (KURUMAK): (d) - Cinsel açıdan artık uyarılmamak. Cinsel isteğin ve becerinin kaybı.
SUYUNA TİRİT: (d) - (o.k) - Gereksiz ve boş şeyler için söylenir.
SUYUNA YATMAK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin her dediğini yapmak. Hiç itiraz etmemek. "Tamam da kim dedi sana suyuna yat diye!"
SUYUNDAN DA KOY: (d) - Erkeğin cinsel ilişki esnasında kadının rahmine boşalmasını istemek için söylenir.
SUYUNUN SUYUNUN SUYU: (d) - (o.k) - Bir şeyin sahteden de daha sahte olduğunu anlatmak için söylenir.
SÜBAP: (i) ve (s.) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SÜLALESİNİ ŞEREFLENDİRMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseye küfür etmek.
SÜLFİLE DİKİŞ: (d) - Bekaret zarının dikilmesi.
SÜLÜN GÖNÜLLÜSÜ: (d) - (o.k) - Aptal ve bön kimse.
SÜMSÜRÜK: (i) - (o.k) - Beceriksiz ve iradesiz kimse.
SÜMÜKLÜ BÖCEK: (d) - Sürekli ağlayan kimseler için alay yollu olarak söylenir.
SÜNBÜL: (i) - Kıç, göt.
SÜNBÜL BEBEK: (d) - Nazlı ve kibar erkek. "Ah caaanım, pek de tatlı sünbül bebek."
SÜPER ORGAZMATÖR: (d) - (ing. - yun.) - Vibratör. Yapay erkeklik organı.
SÜPER SAP: (d) - (ing. - türk.)-Erkeklik organı, penis. Özellikle büyük penis.
SÜPÜNDÜRÜK: (i) ve (s.) - Aptal ve bön, istenmeyen kimse.
SÜPÜRGE EMZİRMEK: (d) - Ev işleri beklerken, iş yapmadan tembellik etmek. "Ne yaptın kız kaç saattir süpürge emzirmeseydin de işlerini bitirseydin!"
SÜPÜRGE YUTMAK: (d) - Dimdik yürümek.
SÜRSEN YAKIŞMAMAK: (d) - Bir şeyin ya da kimsenin uygunsuz ve uyumsuz olduğunu anlatmak için söylenir. "Ay Selin’in de ne beşaret kocası var, sürsen yakışmıyor."
SÜRÜNGEN: (i) - Karısını ya da sevgilisini sık sık aldatan erkekleri aşağılamak için kullanılır.
SÜRÜŞTÜRMEK: (f) - Çok süslenmek. & Elbiselerini çıkarmadan birbirine sürterek sevişmek.
SÜSLÜ PAKİZE: (d) - Süslenip püslenip dolaşan kadın.
SÜT DAMLASI: (d) - Çok güzel ve masum genç kız.
SÜT NEME KAYMAK NEME BİR KAYDIM GÖTÜM GÖRÜNDÜ BİR DAHA KAYMAK NEME: (d) - Cinsel ilişkiden ya da çok ümit bağlanan bir girişimden istenen sonucu elde edemeyince alay yollu olarak kullanılır. & Akıllanmak.
SÜTLABİ: (i) ve (s.) - Babası belirsiz kimse, piç.
SÜTLÜ GİBİ SÜZÜLÜP BULGUR PİLAVI GİBİ DEMLENMEK: (d) - Dalgınlaşmak. İçine kapanmak.
SÜTTOZU: (d) - Aptal ve bön kimse.
SÜTYENLERİ İNTİHAR ETMEK: (d) - (fr. - ar. - türk. f.)- Bir kadının memelerinin çok küçük olduğunu anlatmak için söylenir. "Bütün sütyenleri intihar etti. Artık böyle boş boş yaşamaktansa ölürüz daha iyi deyip kendilerini yerçekimine bıraktılar."
SÜZGEÇ: (i) - Erkek eşcinsel.
SÜZME SALAK: (d) - Aptal ve bön kimse.
<< A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R Ş T U Ü V Y Z >>