Make your own free website on Tripod.com

 

 


<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş U Ü V Y Z    >>

 

T

 

TABAĞA KONUP YENMEMEK: (d) - İyi ve güzel niteliklerin karın doyurmadığını, herşeye yetmediğini alay yollu olarak anlatmak için söylenir. "Penisi büyük olmasına büyük ama onun penisinin bize ne yararı var. Penis tabağa konup yenmiyor ki şekerim."

TABİİ AFET: (d) - Can sıkıcı durum ya da kimse için alay yollu olarak kullanılır.

TABİİ KAYNAKLAR: (d) - Çıplak insan bedeni.

TADINDAN YENMEMEK: (d) - (o.k) - Çok sıkıntılı bir durum ya da sıkıcı kimse karşısında kalmak. "Yaa ya ne demezsin rahatımız keka. Tadından yenmiyor!"

TAKATUKA: (i) - Bir anlamı, bir değeri olmayan laf kalabalığı, gevezelik.

TAKLACI GÜVERCİN: (i) - (o.k) - Hilebaz, düzenbaz, güvenilmez kimse.

TAKOZ: (i) - (o.k) - Her şeye engel olan, aptal ve bön kimse.

TAKVİMİ ŞAŞMAK: (d) - Hamile kalma riski taşımak. Hamile kalmak.

TAKYANOZ: (i) - (o.k) - Yobaz.

TALİHSİZ DEVEYİ ÇÖLDE KUTUP AYILARI SİKER: (d) - (o.k) - Şanssızlıkla ilgili olarak söylenir.

TANGO: (i) ve (s) - Tuhaf ve son moda giyimiyle dikkat çeken kadın.

TANKER: (i) ve (s) - Çok şişman erkek.

TANRI TRİKO: (d) - (türk. - fr.) - Çok kıllı kimse.

TAPA: (i) - Erkeklik organı, penis.& Bekaret zarı

TAPON KALMAK: (d) - Eski ve modası geçmiş şeyler, davranışlar ya da kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

TAPU: (i) - Evlilik cüzdanı. "Herifin tapusu bende."

TARİH OLMAK: (d) - (o.k) - Bir kimse ile artık bir ilgisinin kalmadığını anlatmak için kullanılır.

TASMANYALI: (i) ve (s.) - Köpek.

TAŞ DEVRİNE DÖNMEK: (d) - Okey oynamak. "Yazlıkçılar taş devrine dönmüşler. Şakada şukada taş oynuyorlar."

TAŞ KAYNATMAK: (d) - Yoksulluk. Yiyecek bir şey bulamamak.

TAŞ PARÇASI: (d) - Vücudu diri, adaleli erkek. & Sert ve iri erkeklik organı. & Sert erkek.

TAŞAĞI KILLIYA RASTGELMEK: (d) - Cesur erkekle karşılaşmak.

TAŞAĞINI GEZDİREN YESİN: (d) - Bir kimsenin olanaklarından yararlanan kimsenin yükünü de çekmesi gerektiğini anlatmak için alay yollu olarak söylenir. "Bana ne lan. Beni ilgilendirmez. Taşağını gezdiren yesin."

TAŞAĞINI KIZLAR YESİN: (d) - (o.k) - İyilik yapan bir erkeğe övgü olarak söylenir.

TAŞAĞINI ŞİŞİRMEK: (d) - Bir erkeğin bir konuda çok heveslenmesi, heveslendirilmesi.

TAŞAK ALTI OKKA BÖYLE BATARLAR BOKA: (d) - Bir kimsenin kendi hatası yüzünden kötü duruma düştüğünü anlatmak için söylenir.

TAŞAK BULDUN KILLISI KALDI: (d) - Bir konuda bulduğu ile yetinmeyen kimseler için söylenir. & Kadına"erkek buldun yüreklisi kaldı" anlamında alay yollu olarak söylenir.

TAŞAK ÇORBASI: (d) - Kendisiyle alay edilen, gerekli önem verilmeyen şey. & Gırgır.

TAŞAKLARINI DA SOKMAK İSTEMEK: (d) - (o.k) - Hiç bir şeyle memnun olmayan kimseler için alay yollu olarak kullanılır. & Yapılan iyiliği az görmek, nankörlük. "Bırak ayol şu nankörü. Taşaklarını da sokmak ister o adama."

TAŞAKLARINI YAYMAK: (d) - (o.k) - Tembellik etmek.

TAŞAKLI KADIN: (d) - Cesur kadın.

TAŞIN KOVUĞUNDAN ÇIKMAK: (d) - Ana babası ya da sülalesi belli olmayan kimse. "Ne yani biz taşın kovuğundan mı çıktık. Bizim de anamız babamız var."

TAŞIYAMAMAK: (f) - Bir kimsenin masraflarını karşılayamamak. & Çekememek. "Evet hayatım beni taşıyamadı. Ben de ayrılmak zorunda kaldım."

TATLI: (i) ve (s) - Deli ve çılgın.

TATLI PARA: (d) - (o.k) - Rüşvet ya da havadan kolayca kazanılan para.

TATLI SU BALİNASI: (d) - Çok şişman ve korkak kimse.

TATLI TATLI YEMENİN ACI ACI OSURMASI VARDIR: (d) - Her şeyin bir bedeli vardır anlamında söylenir.

TATSIZ TARHANA: (d) - Karamsar ve geçimsiz kimse.

TAVUK GİBİ TÜNEMEK: (d) - Çok erken yatmak. Böyle kimselerle alay etmek için söylenir.

TAVUK GÖTÜ TÖVBE TUTMAZ: (d) - Kadınlar tarafından verilen sözlere fazla güvenmemek gerektiğini anlatmak için söylenir.

TAYYAR: (i) - Erkeklik organı, penis.& Bekaret zarı

TAZE BOKA SİNEKLER ÜŞÜŞÜR: (d) - Genç kız ya da erkeklere yaşlılar aşırı ilgi gösterir anlamında söylenir.

TAZE GELİN GİBİ KIRITMAK: (d) - Nazlanmak. Böyle kimselerle alay etmek için söylenir.

TEBERİK: (i) ve (s.) - Tembel kimse. "Hadi ordan teberik! Kıçını kaldır da biraz da sen iş yap."

TECRÜBE KONUŞUYOR: (d) - (o.k) - Bir kimseye akıl verirken böbürlenmek için kullanılır.

TEDARİKSİZ ABDEST BOZAN FELLİK FELLİK TAS ARAR, TEDBİRSİZ SIÇMAYA VARAN FELLİK FELLİK TAŞ ARAR: (d) - (o.k) - Tedbirli olmanın önemini anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

TEDAVÜLDEN KALDIRMAK: (d) - (o.k) - Bir kimse ile bütün ilişkilerini kesmek, ayrılmak.

TEF GÖTÜ GİBİ: (d) - Çok makyaj yapmak. Böyle kadınlar için alay yollu olarak söylenir.

TEKNE KAZINTISI: (d) - (o.k) - En son çocuk.

TELEFİKFİK: (d) - Telefonda özellikle cinsel konularda uzun uzun sohbet etmek.

TELEFON ETMEK: (d) - Tuvalete gitmek. İşemek ya da sıçmak.

TEMİZE HAVALE: (d) - (o.k) - Bir işi ya da ilişkiyi bitirmek.

TENCERESİ KAYNAR MAYMUNU OYNAR: (d) - Özellikle evlilikte yemek ve cinsel ilişkinin birbirine bağlı olduğunu anlatmak için söylenir. & Erkeklerin yemek ve cinsellik dışında bir şey düşünmediklerini belirtmek için kullanılır. "Aman şekerim bunlar böyle! Tenceresi kaynar maymunu oynar!"

TENEFFÜSE ÇIKMAK: (d) - Tuvalete gitmek.

TENEKE: (i) ve (s.) - Aptal ve bön kimse.

TEPE SERSEMİ: (d) - Aptal, salak, bön.

TEPELEME KULLANMAK: (d) - Birinin zaafından yararlanarak tüm isteklerini yaptırmak. "Yeter be! Siz de beni tepeleme kullandınız. Halimde hal bırakmadınız."

TEPTİM AM SİVRİLTTİM DAM: (d) - Her şekle girebilen, her duruma uyabilen kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

TERBİYELİ KÖFTE: (d) - Uyumlu ve terbiyeli kimse.

TEREK KAŞ: (d) - Bitişik kaşlar.

TERLİKLERİMİN BAŞKANI: (d) - Bir kimsenin konumunu küçümsemek için söylenir.

TERLİKSİ HAYVAN: (d) - Evde oturmayı çok seven erkek.

TERS ÇEVİRİP DÜZ SİKMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi aldatarak ondan yararlanmak.

TERS KEPÇE: (d) - (o.k) - Parasız kalmak. & İşsiz kalmak. "Bizimki o aylarda hep ters kepçe gitti. İki lokma ekmek bulana kadar neler çektik."

TERS TAKLA: (d) - (o.k) - Güç bir durumla karşılaşmak. & Parasız kalmak.

TERSİ DÖNMEK: (d) - (o.k) - Şaşırmak. Aklı karışmak. "Aman benim de sizin yanınızda tersim döndü valla."

TESADÜFÜN İĞNE DELİĞİ: (d) - (o.k) - Hesapta olmayan bir rastlantı.

TESCİLLİ: (i) ve (s.) - Orospu. & Bir konuda adı kötüye çıkmış kimse.

TESİS YETERSİZLİĞİ: (d) - Cinsel ilişkiye girmek için ev, oda ya da yatak yokluğunu anlatmak için kullanılır.

TESLİM BAYRAĞI: (d) - Don. & Cinsel ilişkiye girileceği zaman çiftlerin donlarını çıkarmaları.

TESLİME BACI: (d) - Her konuda başkalarına muhtaç olan kadınlar için kullanılır.

TESTİSİ KIRIK: (d) - Kızlığı bozulmuş, bakire olmayan kadın.

TEVEĞİNE SU YÜRÜMEK: (d) - Ergenlik çağına gelmek.

TEYELLEMEK: (f) - Bir kimseyle ilişkiye başlamak, yakınlaşmak. "Baktım herifin bana biraz ilgisi var tabii ben de durur muyum! Teyelledim."

TEYYARE: (i) - (ar.) - Ne yapacağını bilmeyen şaşkın. & Erkeklik organı, penis. & Davetsiz misafir.

TEYZEM GELDİ: (d) - Regl olmak, kadınların aylık kanaması.

TEZ GEBER: (d) - Hapşıran kimselere"Çok yaşa" anlamında şaka yollu söylenir.

TIK REKORU KIRMAK: (d) - Bir erkeğin iktidarsızlığının sürekliliğini anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

TIK YOK: (d) - Bir kimsenin cinsel açıdan yetersiz olduğunu anlatmak için kullanılır. & Ereksiyona geçemeyen erkekler için kullanılır.

TIKLAMAK: (f) - (o.k) - Bir şey için"peki, olur" demek. & Otomobillerin hafifçe çarpışması. "Tabii istediğin gibi olsun. Tıkladım anam!"

TINGIR ELEK TINGIR SAÇ ELİM HAMUR KARNIM AÇ: (d) - Bir şeyi kendi yaptığı halde kullanamayan ondan yararlanamayan kimseler için söylenir.

TINGIRI ŞIKIRDIM OLMAK: (d) - Geliri iyi olmak. & İyi maaş almak.

TINMAZ MELAİKE: (d) - Fazla konuşmayan, konuşmayı pek sevmeyen kimse.

TIPASI ÇIKMAK (PATLAMAK): (d) - Bekaretin bozulması.

TIR: (d) - (o.k) - Deli ve çılgın.

TIRABZAN BABASI: (d) - Babalık sorumluluklarını yerine getirmeyen erkekler için söylenir.

TIRIK: (i) - İshal. İshal olmak. "Bütün gün yediklerimden midir nedir, tırık dolaştım."

TIS OSURUK PİS OSURUK, ZART OSURUK MERT OSURUK: (d) - (o.k) - Sesli osuruğun sessiz ve pis kokulu osuruktan daha iyi olduğunu anlatmak için kullanılır.

TIZIKTIRMAK: (f) - (o.k) - Bir kimsenin peşinden yetişilmeyecek kadar hızlı koşması. "Herif çantayı kaptığı gibi bir tızıktırdı, aşkolsun yetişene!"

TİBET ÖKÜZÜ: (d) - Aptal, salak, bön.

TİKLİ TÜLEYMAN: (d) - Cinsel organı küçük erkek.

TİLKİ ÖLÜMÜ: (d) - (o.k) - Bir kimseye hiç bir koşulda güvenilemeyeceğini anlatmak için kullanılır.

TİLKİNİN SİKİNİ BİLEDİĞİ YER: (d) - Çok sapa ve uzak yer.

TİNGİLDEMEK: (f) - (o.k) - Bir kimseyle alay etmek, eğlenmek, gırgıra almak. "Gençler karşılıklı tingildeşiyorlardı."

TİRBÜŞON: (d) - (fr.) - Erkeklik organı, penis. & Aptal ve bön kimse.

TİRİBAL ENFEKSİYON: (d) - Kasıntı ya da havaya giren kimseler için söylenir. "Ne o kız bir koca buldun diye tiribal enfeksiyonlara mı girdin!"

TİRİDİ ÇIKMAK: (d) - Yaşlanmak.

TİRİLİNG: (d) - (ing.) - Aptal ve sersem.

TİRİT: (i) - Yaşlı. "Tiridi çıkmış hala ben de ben demiyor mu..."

TİRYAKİ YARIŞI: (d) - (far. - türk.) - (o.k) - Ağır aksak gelişen işler için söylenir. "Hadi be tiryaki yarışına mı girdiniz!"

TİSKİNÇ: (i) ve (s) - (o.k) - Tiksinti verici şey.

TİTRE VE KENDİNE GEL: (d) - (o.k) - Sınırları zorlayan bir kimseye haddini bilmesi uyarısı için kullanılır.

TİTREŞİMLİ TEYYARE: (d) - Vibratör. Yapay erkeklik organı.

TİVİ: (d) - Travesti. Kadın kılığında dolaşan ancak cinsiyet değiştirme ameliyatı olmamış erkek.

TOHUM DÖKMEK: (d) - Erkeğin mastürbasyon yapması.

TOHUM SUYU: (d) - Ersuyu, sperm, meni.

TOHUMA KAÇMAK: (d) - (o.k) - (Erkek için) Yaşlanmak, kartlaşmak. & Erkeğin evlenmeyip çocuk sahibi olmaması.

TOHUMUNU AL SİKİNİ ALMA: (d) - Bir erkeğin ilişki kurulmaya değer olmadığını söyleyerek aşağılamak için kullanılır.

TOK KARIN MUTLU YARIN: (d) - (o.k) - Mutluluğun ve gelecek endişesinin ancak iyi ve güvenli gelirle mümkün olduğunu belirtmek için söylenir.

TOKALAMAK: (f) - (o.k) - Vermek, ödemek. "Şu elbiseye kaç dolar tokaladın!"

TOKANDIRMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye iğneleyici laf söylemek. & Eleştirmek. "Galiba bu laflarla biraz seninkine tokandırdım!"

TOKSİN ATMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - Cinsel ilişkiye girmek.

TOKUŞ: (i) - Cinsel ilişki.

TOMTOM: (d) - Asık suratlı kişi.

TOMUR: (i) ve (s) - Aptal ve bön kimse. & Küçük erkeklik organı, penis.

TOMURCUKLANMAK: (f) - (Bir nesneye ya da kimseye) Arzu duymak, onu istediğini belli etmek. & Erkekte ereksiyon başlangıcı.

TONTİRİK: (i) ve (s) - Tombul kişi. Daha çok çocuklara söylenir.

TONTON YANAK: (d) - Sevimli çocuk, bebek.

TOP ÇEVİRMEK: (d) - (o.k) - Bir konuda söylemek istediğini doğrudan söylemeyip lafı dolaştırmak.

TOP PATLATMAK: (d) - (o.k) - Büyük bir sırrı açığa dökmek. & Büyük bir gaf yapmak. "Sen de iyi top patlattın yani. Öyle söylenir mi lan!"

TOPRAĞIN BOL OLSUN: (d) - Hapşıran bir kimseye alay yollu olarak söylenir.

TOPRAĞINA DOĞUM KONTROL HAPI ATMAK: (d) - Bir kimseye destek olmak. Gaz vermek. "İyi öyleyse sen de toprağına doğum kontrol hapı at!"

TOPRAK ÇAMURLU: (d) - Kadınların aylık kanaması, regl.

TOPRAKLA DOLACAĞINA ETLE DOLSUN: (d) - Ölmeden cinsel ilişki yaşamak gerektiğini anlatmak için söylenir. Cinsel ilişkiyi övmek için kullanılır.

TOPU DİKMEK: (d) - (o.k) - Sınıfta kalmak. & İflas etmek, batmak. & Ölmek.

TOPUK SEFASI: (d) - Kadının mastürbasyon yapması. & Yüksek ökçeli ayakkabı topuğuyla mastürbasyon yapmak.

TORBA GÖT: (d) - Daha çişini ve kakasını söylemeyi öğrenememiş çocuk.

TOROTOR: (i) - Erkeklik organı, penis.

TORPAK BAŞINA: (d) - Bir kimseye beddua etmek, onun kötü duruma düşmesini istemek amacıyla kullanılır.

TORPİLLİ: (i) ve (s.) - (fr.) - Zengin ve güçlü bir sevgilisi olan kimse. "Ay bizim kız torpilli şekerim. Sırtı yere mi gelir!"

TOST OLMAK: (d) - (ing. - türk. f.) - (o.k) - Bir kazada arabaların ezilmesi.

TOZUNU ALMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi azarlamak ya da dövmek.

TOZUNU SİLKELEMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi dövmek.

TRAFOSU PATLAMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - (o.k) - Çok sinirlenmek. Sinirinden hiçbir şeyi gözü görmemek. "Bizimkinin bir de baktım trafosu patladı."

TRALEYBÜS: (i) - Aldatılmış erkek. & Boynuzlu

TRANS HALİ: (d) - Aşkla göz göze bakışan çiftler için alay yollu olarak kullanılır.

TRANSA GEÇMEK: (d) - (fr. - türk. f.)-Aşık olmak. & Bir konuya ya da Tv'ye dalıp gitmek.

TRANSFER OLMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - Sevgilisi varken daha iyi birisini bulup onunla flört etmek.

TRANSİNG: (i) - (ing.) - Transseksüel.

TRİPTİK: (i) - (fr.) - Kendini beğenen, yersiz böbürlenen kişi. & Olduğundan farklı davranmaya çalışan kimse. "Triptik karıdır, ona dikkat etmek gerekir."

TU KAKA ETMEK: (d) - (o.k) - Kötü ve istenmeyen şey anlamında söylenir. "Amaan sen de beğenmediğine tu kaka dersin!"

TURBO SİSTEM: (d) - (ing. - ing.) - (o.k) - Çok hızlı gelişen ilişkiler ya da durumlar için kullanılır.

TURŞU BASMAK: (d) - Somurtmak, mutsuzluğu yüzünden okunmak.

TURŞULUK PATLICAN: (d) - Yaşlı erkek.

TURŞUMAK: (f) - Bir şeyin ekşimiş, bozulmuş olduğunu anlatmak için söylenir. "Bu herif turşudu şekercim. Sen yenisini ara."

TURŞUSUNU KURMAK: (d) - Bir şeye fazlasıyla değer verip kullanmaya kıyamayan kimselerle alay etmek için söylenir.

TUT DEDİK YUTTU: (d) - (o.k) - Birisi için, ona güvenilmeyeceğini anlatmak amacıyla veya güvenini boş çıkarttığını anlatmak için söylenir.

TUT KELİN PERÇEMİNDEN KELDE PERÇEM NE ARAR: (d) - Bir işin sorumlusunun bulunamadığı durumlarda alay yollu olarak kullanılır.

TUT KURUT: (d) - Cinsel iştahı hiç bitmeyen kişiler için alay yollu olarak söylenir. "Ay kadın öyle bir kadın, düşman başına. Tam anlamıyla tut kurut!"

TUTARAĞI TUTMAK: (d) - Bir kimsenin kapris yapması. & Kadınların aylık kanaması, regl.

TUTMA KÖLE: (d) - Çok iş yüklenen kimse.

TUTSİKİ KOYAMA: (d) - (o.k) - Cinsellikle ilgili olarak üretilen özel adlardan. Japon isimlerine benzetilmiştir. "Tanıştırayım bu çekik gözlü arkadaşımız da Tutsiki Koyama. Tokyo'dan yeni geldi."

TUTSİKİ YANÇEK: (d) - (o.k) - Cinsellikle ilgili olarak üretilen özel adlardan. Japon isimlerine benzetilmiştir.

TUTUŞMAK: (f) - (o.k) - Bir nedenle çok korkmak. & Paniğe kapılmak. "Bakıyorum gerçeklerle karşılaşınca tutuştun!"

TUVALET MÜSTAHDEMİ: (d) - (fr. - ar.) - Pezevenk.

TUZLAYIM DA KOKMA: (d) - Kendini beğenmiş kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

TUZLU : (i) ve (s) - (o.k) - Çok pahalı.

TUZRUHİ: (i) - Aptal ve bön kimse. & Çirkin bedenli ve kısa boylu erkek.

TÜKÜRÜK SAVAŞI (YARIŞI): (d) - (o.k) - Karşılıklı olarak birbirine kötü laf söyleyip iftira atmaya çalışan kimseler için söylenir.

TÜNEL GEÇMEK: (d) - (o.k) - Aklını ve dikkatini yaptığı işe verememek. "Ama olmaz ki sen de kaç saattir tünel geçiyorsun kardeşim!"

TÜNEMEK: (f) - Çok erken yatmak.

TÜRKİŞ LOKUM: (d) - Erkeklik organı, penis.

TÜRÜK: (d) - (o.k) - Bir şey ya da kimseyi ötekilerden ayıran özellik, nitelik. "Bırak şunu ya hiçbir türüğü yok herifin."

TÜRÜK ATMAK: (d) - (o.k) - Kendisini farklı gibi gösteren kimselerle alay etmek için söylenir. "Ay ne öyle türük atmalar!"

TÜRÜNÜN SON ÖRNEĞİ: (d) - (o.k) - Bir kimseye aptal demek için söylenir. & Tuhaf davranışlı kimse.

TÜRÜŞMEK: (f) - (o.k) - Bir konuda fikir birliğine varamamak, tartışmak. "Ahmet’le zaten gerginiz. Bir ufak meseleden türüştük."

TÜY ÇIKARMAK: (d) - (o.k) - Acemi ve toy bir kimsenin başkalarına kafa tutması.

TÜY DÖKMEK: (d) - (o.k) - Bir nedenle rahatsızlanmak, huylanmak & Bir miktar para kaybetmek. "Aptallığımdan kumarhanede epey tüy döktüm."

TÜY KABASI: (d) - (o.k) - Bir kimsenin elbiseleri, giyimi ve parası nedeniyle değer gördüğünü anlatmak için kullanılır.

TÜYLERİ KABARMAK: (f) - (o.k) - Bir kimsenin elinin para görmesi.

TÜYÜ DÜZMEK: (d) - (o.k) - Şık elbiseler almak.

 

 


<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş U Ü V Y Z    >>