Make your own free website on Tripod.com

 

 


<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Z    >>

 

Y

 

YA AM DİBİNE YA ÇAM DİBİNE YA TAM DİBİNE: (d) - Cinsel ilişki çağrısı olarak alay yollu söylenir. Özellikle genelev kapılarında slogan olarak kullanılır.

YA KIZ OL TEPİN, YA GELİN OL TAPIN: (d) - Her şeyin zamanında yapılması gerektiğini anlatmak için kullanılır. & Gençken gençliğin tadını çıkarmak evlenince ise çekilen sıkıntıya katlanmak gerektiğini anlatmak için söylenir.

YAFA: (i) - Bekar ve yakışıklı erkek.

YAĞ SOĞAN: (d) - Sıkı fıkı ilişkiler içinde olan kimseler için alay yollu söylenir. "Hadi hadi bakıyorum sen de Hamdi’yle yağ soğan olmuşsun anam."

YAĞA YATIRMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi övgülere boğup iyice gevşetmek ve istendiği gibi yönlendirmek. "Önce adamı canımla cicimle yağa yatırdı sonra da bir güzel kafasını kopardı."

YAĞDANLIK: (i) - (o.k) - Dalkavuk. Yağcılık yapan kimse.

YAĞLI GÖTE BAL ÇALMAK: (d) - Zengin bir kimseye yalakalık, dalkavukluk yapmak.

YAĞMURDA KALMIŞ İT BOKU: (d) - (o.k) - Çok kötü bir durumu anlatmak için söylenir. "O olaydan sonra yağmurda kalmışa it boku gibi kalakaldım."

YAĞMURLU GÜNDE SAYMAK: (d) - Çok çocuklu ailelerde çocuk sayısının bilinmediği durumlarda şaka yollu olarak kullanılır. "Bizim ailede çocukları yağmurlu günde saymak lazım. Kaç kardeş olduğumuzu anam bile bilmez."

YAHUDİNİN KILLISI HANIMIN YUMUŞAĞINA: (d) - Herkesin dengini bulamadığını anlatmak için söylenir. & Çorap

YAKAMOZ: (d) - Ayrıntıları kaçırmayan çok dikkatli kişi. "Canımcım ben yakamozum, benden kaçmaz!"

YAKASINDAN KONUŞMAK: (d) - (o.k) - Açıkça konuşmayıp dolaylı yoldan derdini anlatmak. "İyi be öyle yakandan konuşmayı bırak da ne diyeceksen açık açık söyle."

YAKASIYLA BOĞUŞMAK: (d) - Kendi kendisine sıkıntısını büyüten, karamsar kimseler için kullanılır. & Sorunlarından sıyrılamamak.

YAKIN KORUMA: (d) - Kıskanç erkek arkadaş, sevgili.

YAKIN MARKAJINA SIZMAK: (d) - Bir kimseyi cinsel açıdan uyarmak için çok uğraşmak. & Bir kimseyi etkilemek.

YALAKALIK ETMEK: (d) - (o.k) - Dalkavukluk yapmak.

YALAMA OLMAK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin istenmeyen aşırı ilgisi, sırnaşması. & Bir kimsenin kötü bir şeyi alışkanlık haline getirmesi.

YALAMADAN YUTMAK: (d) - (o.k) - Bir şeyi ele geçirince hemen tüketmek. & Rüşvet yemek.

YALANCI SARIŞIN: (d) - (o.k.) - Saçlarının doğal rengi sarı olmadığı halde, bu renge boyatan kadınlar için söylenir.

YALANDAN EŞEK OLMAK: (d) - Bildiği şeylerin farkında değilmiş gibi davranmak. "Ben de yalandan eşek oldum.!"

YALAPŞAP: (d) - (ono) - "Şöyle böyle", baştan savma, kötü yapılmış anlamında kullanılır. & Çok hızlı gerçekleşen, fazla tatmin edici olmayan cinsel ilişki.

YALDIZLAMAK: (f) - Sevgili, nişanlı ya da kocayı aldatmak. "Onu ilk kez iki yıl önce yaldızladım. Sonrası geldi tabii."

YALIN TAŞAK: (d) - Yoksul parasız kimse.

YAMACIMA GEL: (d) - (o.k) - Bir çağırma sözü. "Buraya gel"demek için söylenir.

YAMANMAK: (f) - (o.k) - Bir kimsenin yanından ayrılmamak, o ne yaparsa onu yapmak. Maddi çıkar bağı veya destek ummak.

YAMBILDAMAK: (f) - (o.k) - Doğru düzgün gitmeyen yolunda yürümeyen iş. "Baktım işler yambıldıyor ben de hemen çark ettim."

YAMPİRİK (YUMPİRİK): (i) - (o.k) - Yanlış, eksik ve çirkin. & Hile ve düzen.

YAMUK OLMAK: (d) - Bir şeyin düzgün ve istenen biçimde olmadığını belirtmek için söylenir. & Haksız, yanlış veya beklenmeyen bir davranışla karşılaşmak.

YAMYAM TURŞUSU: (d) - (zenci dilleri.-fars.) - Erkeklik organı, penis.

YAN YATAN DA YER BİR LOKMA EKMEK, GÖTÜNÜ YIRTAN DA YER BİR LOKMA EKMEK: (d) -"Maksat hayatını sürdürmekse çok çabalamak gerekmez"anlamında söylenir.

YANAKLARINA YAZILMAK: (d) - Bir kimseyi o istemediği halde öpmek. "Yanaklarıma yazıldı hayvan, ittiririm gitmez."

YANDAN ÇARKLI: (d) - Cinsel ilişki pozisyonu. "Yandan çarklıdan çok zevk alan bir kadındı."

YANSIN BALMUMU YANSIN ALACAKLI GÖTÜMÜ ALSIN: (d) - (o.k) - Borcunu ödemeyeceğini anlatmak için söylenir.

YAPIŞMAK: (f) - Bir kimseyi bezdirecek kadar sevmek, üzerine düşmek. & Bir kimseye haddinden fazla hayran olmak, ayrılamamak.

YARAĞI ÖLÇMEDEN YUTMAK: (d) - Bir konuda sonrasını hesap etmeden hareket etmek. Hesapsızlık.

YARAK GÖRMÜŞ BAKİRE GİBİ: (d) - Bir şeyden çok etkilenilmiş olduğunu anlatmak için söylenir.

YARAMSIK: (i) ve (s) - (o.k) - İyi ve güzel görünmeye çalışan hilekar kimse.

YARIĞIM ATIŞ POLİGONUYDU: (d) - Bir kimseye cinsel ilişki istemediğini, buna izin vermeyeceğini anlatmak için alay yollu olarak söylenir.

YARILMAK: (f) - Bir kimseyi çok etkilemek. & Bir espriye çok gülmek. "Çok komik herif şekerim. Valla öyle espiriler patlattı ki yarıldım."

YARIM PROFİL ATMAK: (d) - Birisini hafif azarlamak.

YARMAGÜL: (d) - İriyarı kadın.

YARMAYA DA SARMAYA DA OLMAK: (d) - (o.k) - Her koşulda bir kimsenin dediklerini yapmak. & Aşırı uyumluluk.

YASSI KADAYIF: (d) - Eskiden güzel olan ama artık albenisi kalmamış kimse.

YASTIK: (i) - Memeler, göğüs.

YASTIK MODELİ: (d) - Taranmamış, dağınık saç.

YAŞ BOKU ŞİŞELEMEK: (d) - Daha olgunlaşmamış bir konuda aceleci davranmak.

YAŞ DERİ TİCARETHANESİ: (d) - (o.k) - Genelev.

YAŞ ZEBZE: (d) - Cinsel ilişki kurmaya her an hazır kişiler için alay yollu olarak kullanılır.

YAŞA YATMAK: (d) - Olmayacak bir işe bel bağlamak. & Olmayacak birini sevmek. & Aşkta aldanmak, aldatılmak.

YAT AŞAĞI DİK TAŞAĞI: (d) - Cinsel ilişki meraklısı çifler için söylenir.

YAT BORUSU: (d) - Erkeklik organı, penis.

YATAĞIMDAKİ PİŞMAN (ŞİŞMAN): (d) - Koca. "Ay sorma yatağımdaki şişman beni pek sever."

YATAK VE KAPSAMINDAKİLER: (d) - Cinsel ilişki.

YATAK YAPMAK: (d) - Cinsel ilişki kurmak.

YATAK YARASI: (d) - Çocuk, bebek. "Kaç yatak yarası yapmış dedin? Yedi tane mi?"

YATAK ODASI SESİ: (d) - Kısık sesle, fısıltıyla ve iç gıcıklayan bir tonda konuşan kimseler için alay yollu olarak söylenir. "Amanin. Bir yatak odası sesiyle konuşuşu var. Tahrik ve tahriş olmadım diyen yalan söyler."

YATAKTA KANITLAMAK: (d) - Bir kimsenin cinsel performansı ile alay etmek için söylenir. (Örnek....)

YATAN EVDE KALKAN DAĞDA (TUZAK EVDE TAVŞAN DAĞDA): (d) - Bir konunun ilgili iki unsurunun birbirinden çok uzak düştüğünü anlatmak için söylenir.

YATANDAŞ: (d) - Orospu ya da jigolo.

YATAR KASA: (d) - Orospu.

YATAY (POZİSYON) TATMİN: (d) - Cinsel ilişki kurmak.

YATIK DÖNER: (d) - Fahişelik yapan erkek eşcinsel.

YATIK EMİNE: (d) - Önüne gelen kimse ile cinsel ilişki kurmaya açık kadın.

YATILI OKUL: (d) - Vajina, dişilik organı.

YATIR BATIR: (d) - Aceleye gelmiş, çabucak yaşanmış cinsel ilişki anlamında alay yollu olarak söylenir.

YATIR SİK KALDIR DİK: (d) - Erkeklerin acele ve çabuk sonuçlanan cinsel ilişki merakını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

YATIRIMINI KORUMAK: (d) - Bir kimsenin eşini ya da sevgilisini kıskanması. "Aman görsen öyle cengaverce yatırımını koruyor ki!"

YAVRU KUŞ: (d) - Erkeklik organı, penis.

YAVRULAMAK: (f) - Hamile kadının doğum yapması.

YAVRUS: (i) ve (s) - (o.k) - Toy, acemi ve deneyimsiz insan.

YAYLI TAMBUR: (d) - "Ne?"ya da"Kim?"sorusuna saçma bir karşılık olarak söylenir.

YAZILMAK: (f) - Bir kimseyi çok beğenmek, ondan çok hoşlanmak. & Bir kimse ile yakınlaşmanın ve ilişki kurmanın yollarını aramak. "Baktım herif bana yazılıyor ben de ona gülümsedim."

YAZIN YAŞA, KIŞIN TAŞA, KALKMIŞ BAŞA OTURMA: (d) - (o.k) - Adım atarken dikkatli olmak gerektiğini anlatmak için söylenir. Tedbirli olmanın önemi anlatmak için kullanılır.

YE HAMI, İÇ BUMU, YAT NENNİ: (d) - Çocukların temel ihtiyaçlarla sınırlı dertsiz hayatlarını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

YE İÇ KUDUR : (d) - (o.k) - Bir kimsenin fazla şımardığını anlatmak için söylenir.

YEDEK SİGORTALARI ATMAK: (d) - (o.k) - Çok sinirlenmek, sinirinden kudurmak.

YEDİ MUSLUK KURUTMAK: (d) - Çok sayıda erkekle cinsel ilişki kurduğu halde hiç birinden doyum elde edememek, memnun kalmamak.

YEDİ SÜLALESİNİ SİNEMAYA GÖTÜRMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseye küfür etmek, sövmek. "Yedi sülalesini sinemaya götürdüğümün karısı bir de bana ‘sen bilmezsin’ demez mi!"

YEDİĞİM SOĞAN OLSUN SARDIĞIM CİVAN OLSUN: (d) - Genç ve yakışıklı bir erkekle birlikte olmanın iyi yemek yemekten, zengin olmaktan önemli olduğunu anlatmak için söylenir. & Aşkın değerini ifade etmekte kullanılır.

YEDİRMEMEK: (f) - Bir şeyi bir başkasına kaptırmamak, vermemek. Özellikle koca ya da erkek arkadaşı kıskanma durumlarında kullanılır. "Hiç heveslenme Ali’yi sana yedirmem."

YEDİSİNİ BİRDEN YEMEK: (d) - Bir çok ve hepsi birbirinden beter sorunla karşılaşmak.

YEKPARE OLMAK: (d) - Cinsel ilişki kurmak.

YEL BEYİNLİ: (d) - Aptal ve kafasız kimse.

YELE YAPIŞMAK: (d) - (o.k) - Temelsiz, sağlam olmayan bir şeye güvenmek. "Dedim ona yele yapışan yere yapışır diye ama beni dinleyen mi var!"

YELKEN KALDIRMAMAK: (d) - (o.k) - Çok tembellik etmek. Tembel kimseler ile alay etmek için kullanılır. "Bakıyorum sen gene bugün saat oniki oldu hala yelken kaldırmamışsın."

YELKEN SÖNDÜRMEK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin hevesini kırmak.

YELKOVAN: (i) - Havai, hafifmeşrep, boş gezen, yararsız ve gereksiz işler peşinde koşan kimse.

YEME SALATAYA DOĞRA: (d) - Değersiz, beceriksiz ve aptal kimseler için söylenir.

YEMENE İÇMENE OSURMANA SIÇMANA BAK: (d) - "Keyfine bak, dert etme"anlamında kullanılır.

YEMİŞLENMEK: (f) - Bir konuda heveslenmek.

YENİ GELİN YARAĞA SALDIRIR GİBİ SALDIRMAK: (d) - (o.k) Bir konuda açlıkla ve sabırsızca hareket etmek.

YER CÜCESİ: (d) - Küçük çocuk.

YERÇEKİMİ VAR: (d) - Erkeğin uzun süre ereksiyon halinde duramayacağını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır.

YERİ ÖPMEK: (d) - (o.k) - Düşmek.

YERLERE YAPIŞMAK (YATMAK): (d) - Çok gülmek, kahkaha atmak.

YERLEŞTİRMEK: (f) - (o.k) - Vurmak. & Bir kimseye çok sıkı bir tokat atmak.

YESİNLER!: (d)-Birisinin giyimi, durumu ya da başarısını küçümseyip alay etmek için kullanılır. "Aman da yesinler senin pembe büstiyerini."

YEŞERMEK: (f) - (o.k) - Çok utanmak, renkten renge girmek. & Yalanı ya da hilesi anlaşılınca bozulmak. & Çok beklemek.

YEŞERTİ: (i) - Hevesli ve aşırı heyecanlı kişi.

YEŞERTMEK: (f) - Bir kimseye ümit vermek. "Sen de çocuğu çok yeşerttin ama şekerim."

YEŞİL SALATAYA DOĞRAMAK: (d) - Haksızlık ederek bir kişiyi kötü duruma düşürmek. "Hüsamettin’i o beğenmediğin bücür Ayşe çoktan yeeeşil salataya doğramıştı."

YEŞİL YEŞİL KUSMAK: (d) - Çok bunalmak, bezmek. & Bir kimse ile ilgili olarak gizlediği asıl düşüncelerini açıklamak.

YEŞİLADA FERİBOTU: (d) - Çok şişman kadın.

YEŞİLDEN YEMEK: (d) - Aptal, saf bir kimseyi kullanmak.

YETMİŞ SANTİMİ DE YERİN ALTINDA OLMAK: (d) - Kısa boylu ama becerikli ya da güçlü kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

YETMİŞBEŞ VOLT: (d) - (türk.-ing.) - Sütyen numarası olarak göğüs büyüklüğünü anlatmak için söylenir. 75 numara göğüs.

YILAN KEMİĞİ (YÜNÜ): (d) - Olmayacak şey.

YILDIRIM: (i) - Erkeklik organı, penis.

YILDIRIM YER GÖKGÜRÜLTÜSÜ SIÇAR: (d) - (o.k) - Boşuna gerilim yaratan, karamsar, stresli kimseler için alay yollu olarak kullanılır.

YILDIZI DİŞİ: (d) - Sevimli ve çekici kimse.

YILIK : (i) ve (s) - Sırnaşık ve sulu kişiler için söylenir. "Aaaay. Bırak şu yılık herifi. Görünce sinirlerim bozuluyor."

YIRTIK (YIRTIKDIRIMDIR): (d) - (o.k) - Deneyimli olunduğunu anlatmak için söylenir.

YIRTIŞMAK: (f) - (o.k) - Bir kimseye karşı böbürlenmek. & Kavga etmek.

YIVIŞIK: (i) ve (s) - (o.k) - Sırnaşık ve sulu kimse.

YOĞUN YUMRU: (d) - Şişman, kısa boylu, tıknaz kimse. & Kaba saba ve biçimsiz şey.

YOĞURDU BOL OLUNCA NERESİNE SÜRECEĞİNİ BİLEMEMEK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin elindekini har vurup harman savurduğunu anlatmak için kullanılır.

YOK DEVENİN BALE PAPUCU (SLİKONLU MEMESİ): (d) - Saçmalayan kimselere karşı "O kadar olmaz!" anlamında kullanılır.

YOK YEMEĞİ: (d) - "Ne pişirdin"sorusuna karşılık olarak şaka yollu söylenir.

YOKİNİ: (d) - (ing.) - Çırılçıplak kimse. Üzerinde donu bile olmayanlar için söylenir. & Çok açık bikini-tanga.

YOKLAMA ÇEKMEK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin cinsel açıdan dikkatini çekmeye çalışmak. Birinin kendisine cinsel istek duyup duymadığını anlamak için birkaç ayartıcı hareket yapmak. & Cinsellik dışında bir konuda sondaj yapmak anlamında söylenir.

YOKLAMA KAÇAĞI: (d) - Ereksiyona geçemeyen erkeklik organı.

YOKSUL AMA ALETİ BÜYÜK: (d) - Bir erkeğin her şeye rağmen saldırgan olduğunu anlatmak için kullanılır.

YOLUŞMAK: (f) - Kadınlar arasında saç saça baş başa kavga etmek.

YONTULMAMIŞ: (i) ve (s) - (o.k) - Kaba saba ve görgüsüz erkek. "Yontulmamışın teki karşımıza dikildi, laf anlat anlatabilirsen."

YOSUN: (d) - Dişilik organı, vajina.

YUĞURMAK: (d) - Bir kimseyi mıncıklayarak sevmek.

YUMAK OLMAK: (d) - Sevinçle birbirine sarılmak, sarmaş dolaş olmak.

YUMRUK GÖZ: (d) - Ağlamaktan şişmiş göz.

YUMUK: (i) - Vajina, dişilik organı.

YUMUK KAFA: (d) - Aptal ve bön kadın.

YUMURTA KAFA: (d) - Arkaya doğru çıkık kafalı küçük çocuk.

YUMURTA KAPTIRMAMAK: (d) - Elindekilere sıkı sıkı yapışan, kimseye vermek istemeyen kimseler için alay yollu olarak kullanılır. "Sen Faruk’u tanımazsın, o iyidir hoştur ama hiç yumurta kaptırmaz."

YUMURTA POPO: (d) - Kılsız eşcinsel erkek. & Dışarı çıkık kıç, göt.

YUMURTALARI SOĞUYACAK DİYE KORKMAK: (d) - Tembellik yapmak. Oturduğu yerden kalkmamak.

YUMURTAYI SARISIZ OKUTMAK: (d) - (o.k) - Göz boyayıcı satıcılar için alay yollu olarak kullanılır.

YUMUŞAK GEY: (d) - Pasif eşcinsel erkek.

YUMUŞAK MENDİL: (d) - Erkek eşcinsel.

YUMUŞAKÇA: (i) ve (s) - Erkek eşcinsel.

YUNUS TAKLASI: (d) - Bir kimseye kur yapmak, cilve yapmak. "Senin için o kadar yunus taklası attık lan!"

YUVARLAK: (i) ve (s) - (o.k) - Erkek eşcinsel.

YÜK: (i) - Rahimdeki çocuk. Cenin.

YÜKLÜ : (i) ve (s) - Hamile kadın.

YÜKSEK ATMAK: (d) - (o.k) - Abartmak, olmayan şeyleri olmuş gibi söylemek. "Amma yüksek attın abicim!”

YÜKSEK PROFİLLİ: (d) - Zengin erkek.

YÜKSELMEK: (f) - (o.k) - Belirli bir süre için aklın başka bir konuya takılması. "Ben de artık daha fazla onun laflarını adinleyemedim, yükseldim." & İçki içip sarhoş olmak.

YÜKÜ YIKMAK: (d) - Hamile kadının doğurması.

YÜKÜNÜ BIRAKMAK: (d) - Çocuğunu düşürmek.

YÜNLÜ: (i) - Vajina, dişilik organı.

YÜRÜ BAYIRIN GÜLÜ : (d) - Özellikleri konusunda iyi şeyler düşünülmeyen bir kadını kovmak, def etmek için alay yollu söylenir.

YÜZ GRAMLIK FAZLALIK: (d) - Erkeklik organı, penis. "Yüz gramlık fazlalığıyla bana adamlık taslamıyor mu..."

YÜZ KİŞİDEN GEBE KALMAK: (d) - Pek çok kimse ile alış verişe girip borçlu kalmak. & Herkese borçlu olunduğunu anlatmak için söylenir.

YÜZSEKSEN DERECE KIÇ ATTIRMAK: (d) - (o.k) - Bir kimsenin daha önceki davranışlarının tam tersini yaptığını anlatmak için söylenir.

YÜZÜ DÜŞMEK: (d) - (o.k) - Somurtmak. Surat asmak. "Senin de bir şey söyleyince hemen yüzün düşüyor ama...olmaz ki!"

YÜZÜ GÖT: (d) - Çirkin ve suratsız kimse.

YÜZÜ YUMUŞAĞIN DONU DAİM ISLAK OLUR: (d) - Cinsel taleplere karşı direnmeyi bilmeyenlerin halini anlatmak için söylenir. & "Hayır"demesini bilmeyenlerin sürekli kullanılacağını anlatmak için kullanılır.

YÜZÜNE BOK SUYU: (d) - Birisini artık görmek istemeyince söylenir.

YÜZÜNE TÜKÜRMEMEK: (d) - (o.k) - Çok değersiz kişi. Bir kişiyi aşağılamak ve ona değer vermediğini anlatmak için söylenir. "Ay bırak şu salağı, yolda görsem yüzüne tükürmem ben onun."

YÜZÜNÜ ESKİTMEK: (d) - (o.k) - Ortalıkta çok görünmek.

YÜZÜNÜN HARİTASINI DEĞİŞTİRMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi kötü biçimde dövmek.



<<    A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Z    >>